“11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Kazanım Kavrama Etkinlikleri Cevapları Sayfa 31” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Kazanım Kavrama Etkinlikleri Cevapları Sayfa 31

Aşağıdaki metni okuyunuz. Soruları okuduğunuz metni göz önünde bulundurarak cevaplayınız. (Metin, aslına sadık kalınarak alınmıştır.) İNCİ (Roman, İspanya Kralına büyük zenginlikler getiren bir koyda yaşayan fakir bir inci avcısı olan Kino’nun ve ailesinin hikâyesini anlatır. Kino’nun, çocuğunu kurtarmak umuduyla daldığı denizden çıkardığı eşi benzeri görülmemiş inci, yalnızca umut değil yıkım da getirecektir. Kino, inciyi kasabada satmaya çalışır. Kasabada sözde birçok inci alıcısı olsa da aslında bu alıcılar bir kişiye bağlıdır. Bu kurulmuş tezgâhta kasaba halkı sömürülür. Aynı oyunu Kino’ya oynamak isterler. İnciye değerinin altında fiyat verirler. Kino, inciyi onlara satmak istemez ve şehirde satacağını söyler. İnci tüccarı, Kinoyu öldürtmeye kalkışır, kamıştan kulübesini yaktırır. Kino ve eşi Juana (Huana), bebekleri Coyotitoyu alarak gece kasabayı terk ederler. Ne var ki inci tüccarı peşlerinden iz sürücülerini gönderir. Kino bunu fark eder ama sıkışıp kalmıştır. Bir gece iz sürücülerin boşluğundan yararlanarak onlara saldırmak ister. İşler, planlandığı gibi gider ama Coyotitonun ağlamasıyla plan bozulur. İz sürücülerden silahlı olanı bebeği öldürür. Kino da onlara saldırır ve üçünü de öldürür. İnci, bir Meksika halk hikâyesinden esinlenerek yazılmıştır.) Aşağıda okuyacağınız bölüm ailenin kasabaya dönüşlerini anlatır. (...) Kararsızdı ayağa kalktığında. Bir terslik vardı, bir şey beynini kurcalıyordu sanki. Ağaç kurbağalarıyla ağustosböcekleri susmuşlardı şimdi. O sırada Kino’nun beyni o kırmızı yoğunluktan sıyrıldı, tanıdı duyduğu sesi, kayalık dağın yamacındaki küçük kovuktan gelen o tiz, yaslı, çılgın haykırışı- ölüm çığlığını. La Paz’da (La Paz) herkes ailenin dönüşünü anımsar, belki de eskilerden olayı görenler vardır ama olayı babalarından ve dedelerinden dinleyenler de aynı canlılıkla anımsarlar. Herkesin başına gelmiş bir olaydır bu. O altın ikindinin geç saatlerinde önce küçük oğlanlar, kasabanın sokaklarında koşuşup Kino ile Juana’nın geri döndükleri haberini yaydılar. Herkes onları karşılamaya koştu. Güneş, batı dağlarına doğru kayıyordu, toprağa düşen gölgeler upuzundu. Belki de onları görenlerin bunca etkilenmeleri bu yüzdendi. Karı koca toprak yoldan kente doğru geliyorlardı, her zamanki gibi Kino önde, Juana arkada değildi, yan yana yürüyorlardı. Güneş arkalarındaydı, uzun gölgeleri önlerine düşmüştü. Sırtlarında karanlıktan iki kule taşıyorlardı sanki. Kino’nun omzuna bir tüfek asılıydı, Juana’nın yeldirmesi bohça gibi sarkıyordu omzundan. Bohçada küçücük, yumuşacık bir yük vardı. Yeldirme, kan lekeleri içindeydi, Juana yürürken, omzundaki yük iki yana sallanıyordu hafifçe. Juana’nın yüzü sertti, çizgilerle kaplıydı, derisi yorgunluktan ve yorgunluğu alt etme uğrunda gösterdiği çabadan, gerginlikten ötürü kayış gibiydi. İri gözleri kendi içine dönüktü. Cennet kadar uzak, bir o kadar erişilmezdi. Kino’nun dudakları büzülmüştü, çene kemikleri kaskatıydı, derler ki yanında korku taşıyormuş, patlayacak bir fırtına kadar ürkütücüymüş. Derler ki ikisi de insan deneyiminden çok uzaklara düşmüş gibiymişler, acıdan geçip acının öte yanından çıkmışlar; derler ki, nerdeyse tılsımlı denebilecek bir korunma aylası varmış çevrelerinde. Onları karşılamaya koşuşan kalabalık hemen gerilemiş, yol açmış, tek söz söylememiş. Kino ile Juana gerçekte var olmayan bir yerden geçercesine geçmişler kentten. Ne sağa bakıyorlarmış ne sola ne göğe ne yere, yalnızca önlerine bakıyorlarmış. Biraz sendeliyorlarmış yürürken usta
  • Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.

11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Meb Yayınları Kazanım Kavrama Etkinlikleri Cevapları Sayfa 31 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.