“11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Kavram Öğretimi Kitabı Cevapları Sayfa 17” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Kavram Öğretimi Kitabı Cevapları Sayfa 17

UYUMSUZ
Yönerge: Aşağıdaki metni okuyunuz ve balık kılçığı diyagramını inceleyiniz. Metinden ve diyagramdan hareketle soruları cevaplayınız.
TESLİM Trene daha bir buçuk saat vardı. Bütün kafile, istasyonun arkasında büfe vazifesini gören bakkal kulübesinin hemen eşiğinde alçak iskemlelere oturmuşlar, içerde hazırlanan çayı bekliyorlardı. Hepsinin yüzünden son üç günün yorgunluğu akıyordu. (...) Arkada, ellerinde kendileri için hazırlanmış yiyecek paketleri, bekleyen gençlerden biri üçüncü defa olarak ona iskemlesini uzattı. Emin Bey teşekkür etti. Bu son dakikada yalnız kalacağını o kadar çok iyi biliyordu ki. Hiçbir fikrini dinletemediği bu insanlar arasında kendisini lüzumsuz ve hatta yabancı bulmaya başlamıştı. “Hayır,” dedi, “biraz gezinmek istiyorum.” (...) İskemleyi veren genç adam, boş durmamak için olacak, yolluk paketlerinden birini, büyükçe bir sepetin içinden boynunu uzatmış durmadan suni teneffüs hareketleri yapar gibi gagasını açıp kapayan bir baba hindinin önüne doğru sürdü. (...) Eliyle “Şimdi gelirim.” manasında bir işaret yaparak kafileden ayrıldı. Hiç kimse onu tutmaya çalışmadı. (...) Adeta farkında bile değildiler. Hâlbuki onlara ne güzel şeylerden bahsetmişti. Sözlerini dinleselerdi, kasaba beş on yıl içinde değişebilir, başka bir âlem olurdu. Fakat bunun imkânı yoktu. Garın arkasındaki patikadan trenin köprüsüne doğru yürüdü. “Benim taşrayı anlamam imkânsız. Hatta layıkıyla görmem bile imkânsız.” Çapaçulluğunun verdiği mahcupluk içinde hep deminki hindinin imkânsız yüksekliklere doğru uzatmaya çalıştığı başını, zorlukla nefes alışını hatırlıyordu. “Aralarında bu hayvan gibi garip, gülünç ve yabancıyım. Tıpkı o hindi gibi.” diyordu. “Nasıl onu ancak sofrada yani kendisi olmadığı zaman tanıyorlar ve tadıyorlarsa, beni de öyle, kendilerine benzediğim zaman, kendim olmadığım, kendimi ve düşüncelerimi inkâr ettiğim zaman seviyorlar. Sofrada seviyorlar. Şaka ettiğim zaman seviyorlar. Ciddi işlerini artık benden gizliyorlar.” (...) Daha ilk günlerde bu insanların kendisinden ve kendisine benzeyenlerden çok başka türlü bir yaradılışta olduğunu, kafalarında bir yığın gizli ve şaşmaz hesap bulunduğunu hissetmişti. Sırasında ağır ağır, kelimeleri tarta tarta konuşurlar, sırasında bir hiçin etrafında saatlerce süren bir gevezelikte kendilerini gizlemeyi bilirlerdi. (...) Emin Bey bunları düşündükçe kendisi gibilerin ne kadar satıhta yaşadıklarını anlardı. Onların hayatında her şey günlüktü. Burada ise herkes bütün ömrü boyunca, hiç şaşmadan, belki doğumundan evvel hazırlanmış bir programa göre yaşıyordu. (...) Ahmet Hamdi Tanpınar, Hikâyeler (Metin, aslına sadık kalınarak alınmıştır.)
Kelime Dağarcığı: baba hindi: İri ve iyi beslenmiş erkek hindi. çapaçulluk: Kılık kıyafete özen göstermeyiş. kafile: Birlikte hareket eden topluluk. satıh: Yüzey. suni teneffüs: Yapay solunum. taşra: Bir ülkenin başkenti veya en önemli şehirleri dışındaki yerlerin hepsi, dışarlık. yolluk: Yolculuk sırasında yenmek üzere hazırlanan yiyecek, yol azığı.
  • Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.

11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Meb Yayınları Kavram Öğretimi Kitabı Cevapları Sayfa 17 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.