11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Gezegen Yayıncılık Sayfa 28 ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 28 Cevapları Gezegen Yayıncılık

Tanpınar, “Abdullah Efendi’nin Rüyaları” adlı kitabında rüya ve fantaziden geniş olarak faydalanmıştır. Sait Faik Abasıyanık’ın “Alemdağ’da Var Bir Yılan” adlı hikâye kitabı, Türk edebiyatında gerçeküstücülüğün ilk örneklerinden sayılır. Aşağıdaki metin, sürrealizm akımının etkisiyle kaleme alınmıştır.

Pablo Picasso (…) Bir ağaç gördüğü pencerenin Çiçeğe durdu duracak Koltuğunki eller saçlar gözler Eller saçlar gözler bir başına Kadın bir gökyüzüne bakıyor Kadın hiç kımıldamıyor hiç konuşmuyor bakıyor Bakıyor bakmakla bitecek gibi değil gökyüzü diyor Pencere bir daha böyle durmam diyor Ne maviler ne karalar bilin ki bir daha böyle durmayız diyorlar Binde bir bu dünyada beklediğimiz o binde bir söylediği şairlerin bu işte Böyle duracağız diyor eller Bizi hiç kimse bir daha yerimizden oynatayım demeyecek Saçlar böyle kalacağız diyor (…) İlhan Berk Eşik

Egzistansiyalizm; 20. yüzyılın başlarında Fransa’da ortaya çıkmıştır. İlk olarak Martin Heideg- ger (Martin Heydiger) tarafından ortaya atılmıştır. Fransız düşünür ve romancı Sartre (Sart) ile bütün dünyada yayılmıştır. Değerleri ve gelecek tasarımını insanı merkeze alarak kuran bu akım; insanın somut, tarihsel gerçekler yüzünden seçimlerini sınırlayıp kendini koşullandırdığını iddia etmiştir. Akımın temsilcileri Albert Camus (Alber Kamü), Andre Gide (Andre Jid), Samuel Beckett (Samuel Bekıt) ve Franz Kafka’dır.

Türk edebiyatında bu akıma tam anlamıyla bağlı bir sanatçı yoktur ancak Oğuz Atay, Ferit Edgü, Orhan Duru, Bilge Karasu, Turgut Uyar ve Edip Cansever’in eserlerinde bu akımın izlerine rastlamak mümkündür. Aşağıda okuyacağınız metin bu akıma bağlı kalınarak yazılmıştır.

Dönüşüm

Gregor Samsa (Gıregoa Samsa) bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu. Zırh gibi sertleşmiş sırtının üstünde yatmaktaydı ve başını biraz kaldırdığında bir kubbe gibi şişmiş, kahverengi, sertleşen kısımların oluşturduğu yay biçimi çizgilerle parsellere ayrılmış karnını görüyordu; karnının tepesindeki yorgan neredeyse tümüyle yere kaymak üzereydi ve tutunabileceği hiçbir nokta kalmamış gibiydi. Gövdesinin çapıyla karşılaştırıldığında acınası incelikteki çok sayıda bacak, gözlerinin önünde çaresizlik içerisinde, parıltılar saçarak sallanıp durmaktaydı.

  • Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır. 

11. Sınıf Gezegen Yayıncılık Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 28 Cevabı ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.