“11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 91 Meb Yayınları (MESEM)” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 91 (MESEM)

Aşağıda Hayriye Hanım'ın ekonomik sıkıntıdan çıkmak için bulduğu yöntemi Ali Rıza Efendi'ye açıklaması anlatılmaktadır. (...) Yine bir gece Hayriye Hanım, elinde bir kahve tepsisi ile Ali Rıza Bey’in odasına geldi: — Şevket İstanbul’dan taze kahve getirmiş de... Fincanı Ali Rıza Bey’in yanına bıraktıktan sonra odayı teftişe başladı: — Yatak çarşafın kirden muşambaya dönmüş Ali Rıza Bey. Yarın sabah tentürdiyot alayım da arkana sürelim... Bir yorganla üşümüyor musun? Büyük hırkamı vereyim de üstüne at... Hayriye Hanım’ın yüzü bu gece melekler gibi tatlı idi. Kocasına eliyle taze kahve pişirmek, yatak çarşafının kirden muşambaya kesildiğini farketmek, sonra öksürdüğünü merak ederek sırtını tentür- diyotlamak, kışlık hırkayı yorgana ilâve etmek teklifi. Bunlar, ne fevkalâde lûtuflar ve iltifatlardı. Fakat nankör Ali Rıza Bey, artık hatırlanamayacak kadar eski bir zamana ait olan bu ikramlara teşekkür edeceği yerde bilâkis çehresini ekşitiyor, kendisini okşayan elden şüphelenmiş bir hayvan gözüyle yan yan, ters ters karısına bakıyordu: Kadın, odasının teftişini bitirdikten ve kocasının istirahat ve saadeti için lâzım gelen tedbirleri kararlaştırdıktan sonra yanına oturdu: — Ali Rıza Bey, seninle biraz dertleşmek istiyorum. Halimiz ne olacak? Önümüz kış... Evde bir dirhem odun, kömür yok... Çocukların giyeceği kalmadı... Daha şimdiden titremeye başladılar... Ne yapacağız? Sözün nereye varacağını daha karısının elinde kahve fincanıyle görür görmez anlamış olan Ali Rıza Bey, cevap vermiyor, dalgın dalgın düşünüyordu. Hayriye Hanım, biraz bekledikten sonra tekrar sordu: — Bir şey söylemedin. Ali Rıza Bey? İhtiyar adam, ağır ağır omuzlarını kaldırdı, ellerini açtı: — Söyleyecek bir şey yok ki... Kadın hafifçe hırçınlaştı: — Nasıl söyleyecek bir şey yok?... Evin erkeği sen değil misin? Ali Rıza Bey, artık hiç dudaklarından düşmeyen o zehirli gülümsemesiyle: — Sıkı zamanlarda tabiî ben, dedi, fakat elde sarfedilecek üç, beş kuruş olduğu zaman benden başka herkes. Başınız darda kalmayınca beni adam yerine koyduğunuz var mı ki? Kadının bu sözlere kızması, ağır, acı bir şey söylemek icabederse Ali Rıza Bey’in istediği de bundan başka bir şey değildi. Çünkü Hayriye Hanım, kızarsa yalnız bağırmakla iktifa edecek, zihninde tasarladığı kim bilir hangi imkânsız şeyi isteyemeden kendisinden ayrılacaktı. Fakat o, nedense kızmadı. Yalnız hafif bir sitemde bulundu: — Ali Rıza Bey, sen eskiden böyle değildin, dedi. İhtiyar adam, onu tasdik etti: — Doğru, hakkın var. Eskiden başka türlü bir adamdım. Şimdi ahlâkım bozuldu. (...) Hayriye Hanım, birkaç kere yutkundu, dudaklarını ısırdı. Fakat bu gece kavga çıkarmak kafiyen işine gelmiyor olmalı idi ki yine kendini tuttu. Aynı tatlı sesle: — Ali Rıza Bey, biraz insaflı ol, dedi, derdimi sana söylemeyeyim de kime söyleyeyim? Ötekiler, ne de olsa bir alay çoluk çocuk. Bu ev, ikimizden sorulur. Seninle başbaşa verip konuşalım.
  • CevapBu sayfada soru bulunmamaktadır. 

11. Sınıf Meb Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 91 (MESEM) ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.