11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 104 (MESEM)
“11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 104 Meb Yayınları (MESEM)” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 104 (MESEM)
Artık Molla Bey’in evdeki hayatı kafileşmişti. Sabah akşam uşağıyla bitmez tükenmez satranç partileri yapacaktı. Hüseyin’in tuhaf bir oyunu vardı. Adeta ezberden oynuyordu. Okuması yazması yoktu. Fakat terbiyeli, kibar ve dikkatliydi. Ata Molla, sıkılmadan, istediği gibi kızıp bağırabildiği, yenileceğini anladığı zaman yanından kovduğu bu adamı bütün tanıdıklarına tercih ediyordu. Bir zamanlar bir sürü çocuğun gürültüsüyle arı kovanı gibi uğuldayan, haftada bir iki defa ziyafetler verilen (...) ev şimdi ıssızdı. Harem tarafında yarı yatalak bir kalfa ile iki hizmetçi kalmıştı. Bütün tarafında yarı yatalak bir kalfa ile iki hizmetçi kalmıştı. Bütün odaların perdeleri inik, kapıları kapalıydı. Yalnız selâmlık tarafında, Molla’nın her zaman oturduğu kütüphanenin ışıkları gece geç vakte kadar yanardı. Burada efendiyle uşak, sonsuz satranç partileri yaparlar, sonunda artık dayanamayacağını anlayan Ata Molla taşları karıştırır, Hüseyin, elinde büyük bir lamba, efendisini yatak odasına kadar götürür ve Molla Bey, içinde şahla kraliçeyi esir vermemek için saatlerce tepindiği bir uykuya kendini bırakırdı. Çok defa rüyalarında kraliçe Atiye, şah kendisi olur ve parti İsmail Molla’ya karşı oynanırdı. Behçet Bey’in evlenmesinden iki yıl sonra Ata Molla, bu satranç partilerinden birinde, eli şahla kalenin arasında olduğu yerde çöküverdi. Doktorlar başında damar çatlaması dediler. Büyük kızının kocası, o sıralarda kalfanın delâletiyle eve alınan genç bir hizmetçiyi kastederek “Bu yaşta insan çapkınlık etmeye kalkarsa hâli budur.” dedi ve kendisini büyük bir ihtimamla çetrefil miras meselesinin hâiline verdi. İkinci damadı, iki yıl üst üste satrançta uşağına yenilmenin acısına kazanamayarak öldüğünü söyledi ve bu haddini bilmez uşağı terbiye etmek için onu kendi yanına aldı ve tıpkı merhum kayınbabasının yaptığı gibi, muntazaman yenilmek üzere, onunla bitmez tükenmez satranç partilerine başladı. Atiye Hanım çok ağladı. Onu ağlar görünce Behçet Bey’in gözlerinin yaşı bir türlü kurumadı. Yalnız İsmail Molla, eski arkadaşı ve dünürünün bu hiç beklenmedik ölümündeki sırrı keşfedebilmişti: Bir gün Yıldız’ın bizzat takip ettiği bir iş hakkında izahat vermek için Behçet Bey saraya gitmişti. Başmabeyinci, kendisiyle uzun uzun konuştuktan sonra, ortadan kaybolmuştu. Aradan on dakika geçmeden tekrar gelmiş, “İzahatım efendimizi tatmin etmedi, sizi istiyorlar, buyurun bir kere de siz arz edin.” diyerek onu huzura çıkarmıştı. Mesele halledilip Behçet Bey gittikten sonra, Abdülhamit gülerek başmabeyinciye: “Bu ne garip adam, bunun adı nedir?” diye sormuş, başmabeyinci de: “İsmail Molla Bey dâinizin oğlu Behçet Bey kulunuz” cevabını vermişti. Bu cevap üzerine Abdülhamit: “Ata Molla’nın kızıyla evlendirdiğimiz adam mı? Desene ki Molla’nın kızını yaktık...” demişti. Aradan üç gün geçmeden gazetelerin “tevcihât” sütunlarında “Şûra-yı Devlet aza mülâzimlerinden iz- zetlû Behçet Beyefendi’nin refikaları ve sabık Fetva Emini kazasker Ata Molla Beyefendi’nin kerime-i iffet-vesimeleri Atiye Hanımefendi’ye ikinci rütbeden bir kıt’a şefkat nişanı verildiği” haberi görülmüştü. İşte Ata Molla’yı öldüren şey, kızına verilen bu teselli mükâfatı idi.- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
11. Sınıf Meb Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 104 (MESEM) ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.
😃 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Yorumlar onaydan sonra yayınlanır.
Henüz yorum yok