“11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 92 Meb Yayınları (MESEM)” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 92 (MESEM)

İhtiyar adam, ne yapsa bu sezinlediği tehlikeden sakınmak kabil olmadığını anladı, evvelden her şeye razı olmuş bir tavırla: — Pekâlâ öyle olsun Hanım, dedi, söyle bakalım, ne istiyorsun? Hayriye Hanım’ın istediği pek öyle olmayacak bir şey değildi. Son aylarda Şevket’in işi pek iyi gitmemişti. Çocuk, biraz borca girmişti. Şimdi öteden, beriden sıkıştırıldıkça fena halde kahrediyordu. Koca evi senelerden beri boynuna almış olan bu fedakâr çocuğa bu sıkı gününde biraz yardım etmelilerdi. Ali Rıza Bey, neticeyi biran evvel öğrenmek merakiyle acele acele: — Buna da peki Hanım, dedi, fakat sen, bana asıl mühim olan şeyi söylemiyorsun. Bu lâzım olan parayı nereden bulacağız? Hayriye Hanım, korkak ve mahcup bir tavırla başını önüne eğdi: — Pek canını sıkacak amma, ben şöyle bir çare düşündüm: Sandıktan biraz borç para alalım. Şevket, bunu nihayet altı ay içinde ödeyeceğini söylüyor. — Demek bu işi Şevket’le konuşup kararlaştırdın? — Kadın, şaşırır gibi oldu: — Yok, hayır, dedi, yalnız oğlumuzun çok sıkılıp üzüldüğünü görüyorum da. Ah, sen, ana yüreğinin ne olduğunu bilmezsin Ali Rıza Bey. İhtiyar adam, sinirli bir tavırla onun sözünü kesti: — Pekâlâ, pekâlâ... Anlaşıldı. Fakat benim bildiğime göre Emniyet Sandığı rehinsiz para vermez. — Evi rehin ederiz Ali Rıza Bey. — !!!??? — Şevket, evvel Allah bu borcu altı ay, nihayet bir sene içinde temizler. — !!!??? — Oğluna emniyetin yok mu? Şevket’in ne doğru bir çocuk olduğunu bilmiyor musun? — !!!??? — Cevap versene, Niçin öyle dik dik yüzüme bakıyorsun? Ali Rıza Bey, gözlerini kısıp gülümseyerek: — Dünya değişti. Dünya ile çocuklarımızın da değişmesini bir dereceye kadar anlıyorum.Fakat sana ne olduğunu, senin neye bu kadar değiştiğini bir türlü anlamıyorum. Hayriye Hanım, gülmeye çalıştı: — Tuhaf şeyler söylüyorsun Ali Rıza Bey. Neye değişecekmişim? Ben eskiden neysem gene oyum. Ali Rıza Bey sert ve hareketli bir el işaretiyle karısının sözünü kesti: — Hâşâ!... Nerede benim eski ağırbaşlı melek karım, nerede sen?... Sen onun attığı tırnak bile olamazsın. Düşündüğümü saklamakta ne fayda var? Sen iğrenç bir insan oldun Hayriye; iğrenç bir insan. Elimizde bir bu kırık dökük ev var. O da elimizden giderse ne yaparız? Ölmek için komşulara mı gideceğiz? Bunu bana teklif etmeye dilin nasıl vardı? Hayriye Hanım, hiddetle yerinden fırladı: — Anlıyorum Ali Rıza Bey, dedi, eskiden “babası oğluna bir bağ vermiş, oğlu babasından bir salkım üzüm esirgemiş” diye bir söz vardı. Şimdi dünya tersine döndü. Oğlu, babasını salkımsaçak bir yığın çoluk çocuğuyla sırtına yükleniyor, babası kırık bir evi oğlu için rehine vermekten kaçınıyor. Hayırlı baba diye işte buna derler. Hem benim gibi canından bezmiş bir kadına hakaret etmeye ne lüzum var. Ev senin değil mi, açıkça “olmaz” dersin, olur, biter.
  • CevapBu sayfada soru bulunmamaktadır. 

11. Sınıf Meb Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 92 (MESEM) ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.