“11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 92 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 92

Çordon atını dörtnala sürerek şehre geldi. Otuz kilometrelik o yolda öyle hızlı sürmüştü ki atını, hayvan çatlayacaktı nerdeyse. Şehre gelince ilk gördüğü ve onu şaşkına çeviren şey, istasyonun önündeki büyük kalabalık ve tıkanıklık oldu.(...) Birden, hemen yakınında, "Baba, baba! Bu tarafa gel!" diye çağıran sesler duydu. Bağırıp el sallayarak çağıranlar kızlarıydı. Parkın hemen gerisindeydiler. Güç bela kendine bir yol açarak onların yanma vardı ve parmaklıkların gerisinde, cepheye sevk edilecekler arasında oğlunu gördü. Oğlu da onu görmüş, gülümseyerek el sallamıştı. Ama gülümseyişinde bir burukluk, bir üzüntü vardı, ÇordonTın yüreği sızladı oğlunu görünce. Daha çok gençti oğlu. Bıyıkları bile çıkmamıştı. Öbürleriyle aynı boydaydı ama omuzlan, görünümü ile bir çocuktu. Henüz büyüme çağını doldurmamıştı, daha büyüyecekti. Çordon bunu biliyordu. Oğlu iri ve güçlü olacaktı. İki yıl daha gerekiyordu yakışıklı, güçlü bir adam olması için.(...) Büyük kızı Zeynep ve küçük kızı Saliha öğrenimlerini şehirde yapmış, evlenmiş, şehirli olmuşlardı. Sonra Sultan'ı da şehre götürmüşler ve Sultan ilköğretmen okulundan mezun oimuştu, bir yıldan beri de öğretmenlik yapıyordu.Çordon kızlarının yanına varınca kızları onu bir kenara çektiler. Ter içindeydiler, öfkeliydiler ve erkek kardeşlerine pek de yüksek olmayan bir sesle bağırarak onu kahramanlık taslamakla, aptallıkla suçluyorlardı. Büyük bir kalabalığın ortasındaydılar. Kızları telaşlanıyor, sinirleniyorlardı, O kalabalığın, o kargaşanın arasında baba ile kızlar arasında bir tartışma başladı:— Biliyor musun, oğlun gönüllü yazılmış!Nee? Nasıl olur bu?—- Bölge askerlik şubesine telefon ettik, öğrendik ki askere gitmeyi kendisi istemiş, her tarafa başvurmuş bunun için. Hatta hemen cepheye, savaşa gönderilmesini de istemiş! Anlıyor musun?Öbür kız devam etti:— Askerlik yaşı da gelmedi daha!(...) Çordon'un kızları kollarına asılarak, bando sesi ve yüzlerce insanın bağrışmaları arasında onu sıkıştırmaya, yalvarmaya devam ediyorlardı:— Çabuk, sorumlu subayı görelim, subay istasyonda... Oğlunu kurtarmalısın!— Baba, hasta annemin hatırı için, onun canı için! Annemizin hasta olduğunu, ölmek üzere olduğunu söyle subaya!Bu sözler Çordon'u iyice sarstı. Onu kalabalığın arasından çekip, acemi şevkinden sorumlu subayın bulunduğu yere doğru sürüklediler.(...)Şimdi istasyon şefinin odasına gelmişlerdi. Yetkili subay oradaydı. Kızları onu büronun kapısına doğru ittiler:— Hadi, gir içeri! Ona babası olduğunu söyle, annemizin hasta olduğunu da. Onun henüz bir çocuk olduğunu, düşünmeden hareket ettiğini anlat Her şeyi açık açık söyle, ayırsınlar onu konvoydan.— Hadi baba! Daha ne duruyorsun? Her dakikanın çok büyük önemi var şimdi!Çordon, onlara aldırış eder olmasa da, o kalabalık içinde utanç duymaya başlamıştı. Askerler, siviller kendi işlerinin telaşı içinde, o yana bu yana koşuşmaktaydılar.Çordon silkindi, ayak diredi:— Hayır, dedi, ben böyle bir şey yapamam, böyle davranmak benim huyuma suyuma uymaz! Oğluma kötülük edemem!— Baba, gireceksin içeri!— Evet baba, girmelisin, sen girmezsen biz gireriz, her şeyi anlatırız!

  • Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.

11. Sınıf Meb Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 92 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.