“11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 108 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 108

Ders Dışı Etkinlik

Adı Hikâye ve Sosyal BilimlerAmacı Hikâyenin diğer disiplinlerle ilişkisini çözümleyebilmeSüresi 1 hafta

  • 1. Öğretmeninizin rehberliğinde üç gruba ayrılınız.2. Grup sözcülerini seçiniz.3. Cengiz Aytmatov'un kaleme aldığı Oğulla Buluşma hikâyesinden ve Türk dünyasına ait farklı metinlerden hareketle aşağıdaki başlıklar çerçevesinde araştırma yapınız.
  • Birinci grup: Metin-Tarih İlişkisi
  • İkinci grup: Metin-Coğrafya İlişkisi
  • Üçüncü grup: Metin-Sosyoloji İlişkisi4. Çalışmanızı grup sözcüleri aracılığıyla sınıfta arkadaşlarınıza sununuz.

Soru: Araştırma sürecinde elde ettiğiniz sonuçlardan hareketle sosyal bilimlerin edebî metinlere etkisini değerlendiriniz.

  • Cevap:

Soru: 1) Vatanımızla bağımızı oluşturan unsurlar nelerdir? Açıklayınız.

  • Cevap:

Soru: 2) Vatanımızı neden sevmemiz gerektiğine dair düşüncelerinizi ifade ediniz.

  • Cevap:

Soru: 3) Eski İstanbul'dan Çizgiler adlı metne göz gezdiriniz ve metinde millî kültür unsurlarının hangi kelimelerle yansıtabileceğine dair tahminlerde bulunup bunları küçük kartlara yazınız.

  • Cevap:

Soru: Aşağıdaki Eski İstanbul'dan Ç/z^#7er adlı metni okuyunuz ve basamakları metne göre uygulayınız.

ESKİ İSTANBUL'DAN ÇİZGİLER

Çocukluğumda, yüzünü görmediğim halde, sık sık evimizde ve hemen her evde ismi geçen bir Tülbentçi Mu- hiddin Efendi vardı. Malın en iyisini sattığı, hîlesi hud'ası olmadığı da, gene arkasından söylenen sözlerdendi.Bu dürüst ve zengin tüccarın, Kapalıçarşı'da bir de şûbesi vardı ki, büyük annem de annem de, hep oradan alış-veriş ederlerdi.Kalpakçılar Caddesi'ndeki bu dar ve derin dükkânı idâre eden Bahaeddin Efendi isminde, orta yaşlı, orta boylu, güler yüzlü, cana yakın yarı tezgâhtar, yarı patron havasında bir adamcağız da vardı ki, alışveriş edilsin edilmesin, şöyle bir yüzünü görmek bile, insana huzur verirdi.Mintanının üstüne dâima "haydârıye" giydiğine göre, derviş meşrep bir kimse olmalı idi.Ölçüde eli çabuk idi. Müşterinin paketini hazırlayıp eline uzatır ve sattığı malın bedelini alırken, dükkânına gelenleri bir misâfirmiş gibi uğurlar ve eli kadar sür'atli olan dili, hayır duâya benzeyen cümleleri çabuk çabuk: "Bereket versin, sağlıkla kullanın, safâ geldiniz, hayra karşı, güle güle.." diyerek işini tamamlardı.Ama müşteri de bu sıcakkanlı ve cana yakın esnafın, bir nefeste sıraladığı teşekkür sözüne mutlaka karşılık vererek: "Bereketini bul!" diyerek mukâbele eder ve bir dost evinden çıkar gibi, dükkândan ayrılırdı.

  • Cevap:

11. Sınıf Meb Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 108 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.