“11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 114 Gizem Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Gizem Yayınları Sayfa 114

...bir başka âleme dalıp gitmemizin sebebi budur. Duymasını ve duyurmasını bilen şair, bize görmediğimiz, bilmediğimiz, gezmediğimiz bahçelerin kapısını açan kimsedir. O, özel bir dil ile en güzel duyguların, aşkın, sevginin sırrına ermede rehberimiz olur. Biz, şiirin büyülü aynasında biraz da kendimizi görürüz. Duyup da söyleyemediklerimizin bir başka dil hâlinde o aynada ifadesini buluruz. Charles Baudelaire “Şiirin ilkesi, insanın üstün bir güzelliği aramasıdır. ” diyor. O hâlde şair, güzellikleri arayan ve bulan bir kimse olacak; her şeyde ideali, güzeli ve inceliği arayacaktır. Bunları duyacak, yaşayacak; sonra da duyurup yaşatacaktır. (...) Pascal, “Kalbin öyle sebepleri var ki akıl onları kavrayamaz. ” der. Şiir kafadan çok gönle hitap eden bir sanat olduğuna göre bazı mesajları belki onun vasıtasıyla iletmek daha çok mümkündür. Şair de akıl ve mantık sahibi bir kimse olduğuna ve bir cemiyet içinde yaşadığına göre ortaya koyduğu ürünlerde elbet bu değerlerinin ışığı yansıyacaktır. Bu gayet tabiidir. Ancak her şeyden önce duygu ve gönül işi olduğunu kabul ettiğimiz şiirde, akıl ve mantık ölçülerine mutlak uygunluğu her okuyan yahut dinleyenin aynı oranda anlayıp üzerinde birleşebileceği birtakım noktalar, fikir kırıntıları ve mesajlar aranmamalıdır. (...) Tanınmış Fransız sanatçısı Jean Cocteau “Bir şiirde önemli olan ne söylenendir, ne de söyleyiştir, ne manadır, ne de musiki. Başka bir şeydir; anlatılmaz. ” demektedir. Mesele, şiirdeki işte o “anlatılmaz” olanın sırrına varabilmektir. Bu sözü ile Cocteau, elbet kapalı ve karanlık şiiri savunuyor değildir. Şiir elbet kapalı ve anlaşılması güç saçmalıkların ifade vasıtası olamaz. Ama şiirin bir nesir parçası gibi bütün inceliklerine kadar kolayca anlaşılıvermesi, varlığını oluşturan, dokusuna renk ve şekil veren unsurların, taşıdığı büyünün hemencecik beli- rivermesi de beklenilmemelidir. Bu, şiir sanatının özüne ters düşer. Şiir, okuyanı veya dinleyeni biraz olsun düşündürmelidir ki okuyan veya dinleyen, onun gizli ve esrarlı dünyasında bir şeyler ararken elem ve kederlerinden bir nebze uzaklaşabilsin. (...) Şairin ilk işi dile saygı duymakla başlar. Çünkü şiir kelimelerle yazılır. Şairin, genel olarak da yazarın malzemesi dildir. Bir heykeltıraş nasıl eserini bir mermer parçasını yontarak meydana getiriyorsa yazar da eserini belirli bir dilde kelimeler seçerek meydana getirir. Musiki ile aynı kaynaktan beslenen şiir, elbet sadece güzel hayallerle, birtakım teşbihlerle yazılamaz. O, aynı zamanda bir dil, bir söz sanatıdır, dil içinde dil yaratma işidir. (...) Şiir bir nağmedir. Vezin ve lisan bu nağmeyi ifade etmek için ancak ve ancak bir alettir. Ama lüzumlu bir alettir. Çünkü şiir bir bütündür. İç ve dış yapısı tam bir uyum içinde bulunmalıdır. Şiir, şekil mükemmelliğine sahip oluşu ile de estetik bir mahiyet arz etmelidir. Yahya Kemal, şiiri vezinsiz, kafiyesiz yazmayı oyunun kurallarına aykırı bulur. Ona göre bir yumruklaşmanın spor sayılabilmesi için boksörlerin ringe çıkmaları nasıl gerekli ise bir sözün de şiir sayılabilmesi için birtakım kaidelere uygun olarak söylenmesi aynı şekilde gereklidir. (...) Şiir, kendini oluşturan unsurlara şu veya bu oranda muhtaç olan bir bütünlüğün, bir mükemmeliyetin ifadesidir. İnsan nasıl tek bir organdan ibaret değilse şiir de tek bir motiften ibaret değildir. Şiir organik bir bütünlükle şekil ve ruh uyumu içinde tam bir mükemmeliyet imajı vermelidir. Şiir bir mükemmeliyetle başlamalı, aynı mükemmeliyetle devam etmeli ve aynı mükemmeliyetle bitmelidir.
  • Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.

11. Sınıf Gizem Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 114 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.