11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Ata Yayınları Sayfa 52
“11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 52 Ata Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Ata Yayınları Sayfa 52
fırlamıştı. Kendinde olmayarak, biraz daha dal kucaklayıp keçinin önüne attı. Karısıyla gene göz göze geldiler. Memed gözlerini gene kaçırdı. “Çukurovada kim demiş iş yok deyi... Çukurova bu! Hiç iş olmaz olur mu? Hem bana ne? Benim orada, Ağamın avradı var. Abla... Abla de de, dur orda... Yüz tane ağa değer. İki gün sonra gideceğiz.” Kadının başı daha dizindeydi. Durumunu hiç bozmamıştı. Yüzünde, Memedin söylediklerini duyduğunu gösteren hiçbir belirti yoktu. Memed: “Şu belimi büken unsuzluktur,” dedi. “Bir aylık un olsa... İş kolay...” Gözlerini keçiden de bir türlü ayıramıyordu. Keçi başını dalların arasına sokmuş, dallardan boyuna yaprakları topluyordu. “Keçi de ne iştahlı yiyor,” sözünü ağzından kaçırdı. Kadın birden başını kaldırıp Memedin yüzüne hışımla baktı... Memed başını eğdi. “Bir aylık unumuz olsaydı,” dedi. Kadın ayağa usul usul, her bir yanı dökülmüşçesine kalktı. Memede bakmadan, sürünür gibi dışarı çıktı. Memedin de dudaklarından, “Aaah! Un” döküldü. Memed bir zaman evin içinde dört döndü. Direğin dibinde biribirlerine sokulmuş çocuklar, büyük gözlerle biribirlerini, evi, keçiyi, babalarını korkuyla süzüyorlardı. Memed keçinin yanına varıp, bir zaman, onun dertli dertli dalları kemirişini seyretti. En sonunda: “Ne de çok sütü vardı ala keçinin,” dedi. Bunu söylerken karısı kapıdan giriyordu. Memed bunu söylediğine bin pişman oldu. “Kız,” dedi, “nasıl olsa bir şey ederiz... Bir yerden bir aylık unu nasıl olsa buluruz. Yas çekme böyle!” Memed, bundan sonra, köyün içinde iki gün döndü durdu. Bir aylık yiyecek unluk için çalmadık kapı bırakmadı. “İki misliyle öderim. Size çok iyiliğim dokanır Çukurovadan gelince... Benim orada Ağamın avradı var,” dedi. “Sattırmayın biricik keçiyi bana. Çocuklarımın ekmeğinin katığı bu keçi,” dedi. Olmadı. Kimsede unluk buğday, arpa, mısır kalmamıştı ki... Gün kuşluktu... Bahar güneşi ılık, apaydınlık... Bozkırı doldurmuştu. Memed kapısının önünde öne doğru eğilmiş, yüzünde tarifsiz bir keder, kımıldamadan duruyordu. Biraz ötede de yol arkadaşları sabırsızlıkla onu bekliyorlardı. Karısı da kapının eşiğinde oturmuş, gözleri toprakta... Memed kapıda sabahtan beri bekliyor, bir türlü ağzını açıp da karısına allahaısmarladık diyemiyordu. Bir zaman diyecek oluyor, sonra karısının haline, ölü gibi yüzüne, toprağa dikilmiş gözlerine bakınca bundan hemencecik vazgeçiyordu. Memed en sonunda canını dişine takıp, çabuk çabuk: “Avrat,” dedi, “Allaha emanet ol! Ben on beş gün içinde sana para gönderirim. Varır varmaz ablamdan alır gönderirim. Netmeli, başka çare yok.” Kadın usulcana doğruldu. Yüzüne gülümser bir görünüm vermek istedi, ama yüzünden yalnız acı bir gülümseme gölgesi geçti. Zorlan: “Güle güle git de, sağlıcakla geri dön,” dedi. Memed daha bir şeyler söyleyecekti. Kendini zorladı. Yutkundu yutkundu ama, söyleyecekleri boğazında düğümlendi kaldı. Yürüdü. Kadın, onlar bozkırın düzlüğünde gözden yitinceye kadar arkalarından baktı kaldı. Sonra birden eve girdi. Orta direğin dibinde küçük çocuk oğlakla oynuyordu.- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
11. Sınıf Ata Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 52 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.
😃 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Tam liste ayrı pencerede açılır.
Henüz yorum yok