11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Ata Yayınları Sayfa 281
“11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 281 Ata Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Ata Yayınları Sayfa 281
sanatı gibi her şeyden, her çeşitten bir şeyi içinde bulunduran bir salon... Her tarafında bir sürü “güzel ve seçkin hırdavat” ve bunların arasında Nigar hanımefendi. Avrupalılaşmış Türk edebiyatının ilk tanınmış kadın şairi... Konsolun önündeki markizde çeşitli, bol renkleri ve çeşitli bol süsleriyle bir prenses gibi vakarlı ve iltifatlı oturuyor. Ağır tenteneli, ipekli, antrdolu, kordeleli, uzun etekli, ağır ve süslü bir tuvaleti var ve biliyorum ki, diğer tuvaletleri gibi, bunu da hanımefendi kendileri biçmişler ve kendileri dikmişler. Çünkü, hatırlarım, bir defa: “İçeride ve dışarıda giydiklerimi daima kendim biçip dikerim.” buyurmuşlar, öteki hanımlarımızın da böyle yapmalarını temenni etmişlerdi. Yanıbaşındaki elektrik armudunun beyaz kemiğine iki defa dokundu. Çalmadığı için biraz öfkelenerek ufak bir çıngırağı tutup salladı. Hizmetçi, hanımefendinin kesik bir iki öksürüğünü bekledikten sonra “şal”ı getirmek için emir aldı. Hanım şairimiz, sinirlerinin rahatsızlığından, tebessümlerle, şikayet ediyordu: “— Hele sonbaharın başladığı günlerde sinirlerim çok çabuk bozulur. Dün akşam da (...) Sultan Efendi hazretlerinden geç vakit döndüm. Üşütmüşüm zahir... Arabalar da bu günlerde o kadar seyrek rastlanır şeyler olmaya başladı ki efendim... Hele o insafsız arabacıların insanı umursamamaları” diyordu. Sonra musikiyi pek sevdiğini söyledi. “Hayatımın en güzel zamanı şiir yazdığım anlardır; sonra da musiki dinlediğim anlar. Ben, yalnız alafrangayı beğenip alaturkayı sevmeyen yabancı hayranlarından değilim; ikisi de güzeldir” dedi. İşte büyük maden bir tepesinin içinde “şal” getirildi. Hanımefendinin beyaz çorapları, beyaz püsküllü beyaz güderi terliklerinin içinde kıpırdandı; ayaklarının bu ufak hareketlerine kalın ipek fışıltıları da karışıyordu. Şallarını omuzlarına verdim ve dedim ki: — Hanımefendi; diyorlar ki: Bir zamanlar, hani şu “piyade” denilen hafif çifte kayığınızla akşamları Göksu’ya çıktığınız vakitler şiirleriniz, bilhassa hanım okuyucularınız tarafından derin bir hayranlıkla okunurmuş ve siz bunların okunuşunu duyarmışsınız. Hanımlarımız, şairlerinin etrafında bir meftunlar, hayranlar halkası meydana getirirlermiş. O günlere ait edebî hatıralarınızı, uzun zamandır yazılarınızdan mahrum kalan okuyucularınıza anlatmak lutfunda bulunur musunuz? "— Bu dediğiniz devir 1313-1314 tarihieri oiacak. Eğer tâbir caizse, Servetifünun edebiyatinın en parlak olduğu zamanlar. O zaman beni en çok duygulandıran şair, Cenab Şahabettin’di. Faik Ân o zamanlar yeni yetişiyordu ve sanatı üzerine dikkatimi çekiyordu. Göksu’da her akşam ya iki çifte bir sandalla veya ehramlı bir kayıkla dolaşırdım. O dere o zamanlar “Rendez - vous de highlife (Rondi - vo dı aylayf) idi. Bütün kibar kimseler orada buluşurlardı. Gerçekten de, bir baştan bir başa, şiirlerimin okunduğunu işitirdim.” — Kimbilir hanımefendi, size ilk şiir hevesini veren sebepler ve ilhamlar nelerdi? Okudum ki pek küçük yaşta ruhunuzu terennüm etmeye başlamışsınız!. “— Bana ilk şiir hevesini veren yaradılışımdır. Çünkü ben on iki yaşında bir çocuktum; kardeşim bir kaza sonunda ölmüştü ve benim en ewelki şiirim de, maatteessüf, bir mersiye oldu. Türkçe’yi ben Kadıköy’ünde, Fransız mektebinde iken okuyup öğrendim. Babam, bana öğretmen olarak, Celal Sahir Bey’in kayınbabası olan “Ebüllisan Şükrü Efendi”yi seçmişti.- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
11. Sınıf Ata Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 281 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.
😃 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Tam liste ayrı pencerede açılır.
Henüz yorum yok