“11. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları Sayfa 132 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

11. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 132

Aydınlanma çağının önemli isimlerinden olan ve deneme türünde yazdığı eserlerle de tanınan Jean Jacques Rousseau, bazı konularda diğer aydınlanma düşünürlerinden farklı fikirdeydi. O dönemin filozofları genellikle akıl, bilim ve sanatın tüm insanların hayatını iyileştireceğine inanırken Rousseau, “İnsan özgür doğar, oysaki her yerde zincirlerle bağlanmıştır.” diyerek medeniyetin insanların fıtratında var olan iyiliği bozduğunu savundu. Başyapıtlarından biri olan Toplum Sözleşmesi adlı eserinde ise insanların bir arada yaşayabilmesi için toplumsal bir antlaşmaya ihtiyaç duyulduğunu, bu antlaşmanın da ancak tüm insanların hakları gözetilerek sağlanabileceğini belirtti. Yönetimde doğrudan demokrasiyi savunan Rousseau’ya göre tüm insanlar eşit haklara sahipti ve bu nedenle soyluluk ünvanları kaldırılmalıydı. Rousseau’nun fikirleri, Fransa’daki monarşik yapıyı deviren 1789 Fransız İhtilali’nin öncülerine de ilham verdi ve modern demokrasi düşüncesine zemin hazırladı.

İtalyan filozof Cesare Beccaria, Avrupa adalet sistemindeki aksaklıklara yönelik eleştirileriyle tanındı. Ona göre yargının temel amacı toplumsal düzeni korumak olmalıydı ancak mevcut sistem suçlulardan intikam almak üzerine kurulmuştu. Adaletin göz ardı edilmesini ve yasaların kötüye kullanılmasını eleştiren Beccaria, tanık ve şüphelilere işkence edilmesine ve yargılamalarda usulsüzlük yapılmasına karşı çıktı. Başyapıt niteliğindeki Suçlar ve Cezalar Hakkında adlı eserinde hızlı yargılamanın ve idam cezasının kaldırılması gerektiğini savundu. Beccaria’nın fikirleri, Avrupa ve Kuzey Amerika’daki ceza hukuku reformcularına ilham kaynağı oldu.

“Birlik sözleşmesinde kamu ile tek tek kişiler arasında bir söz borcu yer almakta ve her kişi sanki kendi kendisiyle sözleşme yaparak iki bakımdan bağlanmış bulunmaktadır: önce, egemen varlığın üyesi olarak kişilere karşı, sonra da devletin üyesi olarak egemen varlığa karşı. Ama burada, kimse kendine verdiği sözden sorumlu değildir, diyen medeni hukuk kuralı uygulanamaz. Çünkü, bir insanın kendine söz vermesi başka, üyesinden olduğu ‘bütün’e söz vermesi başkadır.”

“Bu yönetim aygıtı, işleri bütün yurttaşların elleri arasında bulunan temel bir yasanın öngördüğü kurallara göre yürütmelidir. Eğer yerleşik olmayan ve başına buyruk kurallara göre yürütürse, işte o zaman siyasal özgürlüğün bütün sınırlarını hiç ara vermeden kuşatıp duran ve onu aşmaya yeltenen zorbalığın kapısı aralanmış olur. (...) Sansürcüler ve genellikle başlarına buyruk davranan yargıçlar, eğer bir yönetim için kaçınılmaz olmuşlarsa, bu, iyi örgütlenmiş yönetimin doğasından değil, tersine onun yapılanma bozukluğundan, zayıflığındankaynaklanmış demektir.”

  • CevapBu sayfada soru bulunmamaktadır.

11. Sınıf Meb Yayınları Tarih Ders Kitabı Sayfa 132 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.