11. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 130
“11. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları Sayfa 130 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
11. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 130
Soru: 1) Katolik Kilisesi, neden Nicolaus Copernicus ve Galileo Galilei’nin bilimsel çalışmalarını yakından takip etmiş olabilir? Açıklayınız.
- Cevap:
Soru: 2) Sizce Bilgi Görseli 2.1.a ve 2.1.b’de verilen olaylardan hangisi diğerlerinden daha önemlidir? Neden böyle düşündüğünüzü açıklayınız.
- Cevap:
Soru: Aydınlanma düşüncesi ile ilgili verilenlerden yararlanarak soruları cevaplayınız.
- Cevap:
Bilim devrimiyle birlikte yeni düşünce ve yöntemlerin keşfedilmesi, AvrupalI filozofları ve bilim insanlarını toplumsal konular hakkında daha derin düşünmeye ve eski kavramları yeniden yorumlamaya sevk etti. Bu dönemde yönetim, ekonomi, din ve eğitimle ilgili temel konular aklı ve bireyi ön plana çıkaran yenilikçi bir bakış açısıyla ele alındı. Aydınlanma veya akıl çağı olarak adlandırılan ve XVIII. yüzyıl ortalarında zirveye ulaşan bu süreç, Batı medeniyetinde önemli dönüşümlere neden oldu. Aydınlanma düşüncesinin mimarları Thomas Hob- bes (Tomıs Hobs) ve John Locke (Con Lok) adlı iki İngiliz siyaset bilimcisiydi.
XVII. yüzyıl ortalarında yaşanan İngiliz İç Savaşı’nda büyük yıkımlara tanıklık eden Thomas Hobbes, insanların doğuştan kötü ve bencil olduğu görüşündeydi. En bilinen eseri olan da insanların toplumsalbir sözleşme ve mutlak bir monarşiyle yönetilmesi gerektiğini savundu. Ona göre egemenler böyle bir sözleşmeyle hayatı “herkesin herkese karşı savaşacağı” bir durum olmaktan çıkarıp güvenli bir alan hâline getirebilir ve “iyi bir yaşam” sunabilirdi. İyi bir yaşam ise hayatı “yalnız, yoksul, çirkin, vahşi ve kısa süreli” olmaktan çıkaran her şeydi. Dolayısıyla insanlar kasvetli bir hayattan kurtulmak için haklarını güçlü bir hükümdara teslim etmeliydi. Hobbes’a göre ideal yönetim, mutlak itaat karşılığında toplumsal düzen vadeden monarşiydi.
İnsan doğası hakkındaki görüşlerini İnsan Anlayışı Üzerine Bir Deneme adlı eserinde anlatan John Locke, insanların akıl sahibi varlıklar olarak kendi işlerini yönetme ve toplumsal refahı sağlama hususunda doğal bir yeteneğe sahip olduğu görüşündeydi. Mutlak monarşi yerine öz yönetim düşüncesini öne çıkaran Locke’a göre tüm insanlar özgür ve eşit doğar ve üç doğal hakka sahip olurdu. Hükümetlerin görevi ise bu üç doğal hakkı; yaşam, özgürlük ve mülkiyeti korumaktı. Vatandaşlar da bu görevleri yerine getiremeyen hükümetleri devirebilirdi. Locke’un bu teorisi siyasi düşünce tarihi üzerinde derin bir etki yarattı. Yönetimde meşruiyetin ancak halkın rızasıyla sağlanabileceği fikri, modern demokrasinin de temelini oluşturdu. Onun rızaya dayalı yönetim anlayışı ve adaletsiz yöneticilere isyan edilebileceğine dair fikirleri, Avrupa ve Amerika’daki bağımsızlık mücadelelerine ilham kaynağı oldu.
11. Sınıf Meb Yayınları Tarih Ders Kitabı Sayfa 130 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.