“11. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları Sayfa 189 Dersdestek Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

11. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları Dersdestek Yayınları Sayfa 189

Türkçülük, XIX. yüzyılın ikinci yarısında Rusya’daki Müslüman Türkler arasında belirmeye başladı. Panslavizm siyasetine tepki olarak ortaya çıkan Türkçülüğün amacı, Rusya’da yaşayan Türkler arasındaki din ve dil birliğini korumaktı. Bu nedenle söz konusu düşünce akımı Osmanlı topraklarına Rus baskısı nedeniyle Anadolu’ya göç eden Türkler tarafından taşınmıştı. Türkçülük fikrinin en önemli savunucuları Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Mehmet Emin Yurdakul, Halide Edip Adıvar (Görsel 4.37), İsmail Gaspıralı ve Ahmet Ağaoğlu gibi aydınlar oldu. Türkçülere göre Osmanlı Devleti’nin çöküşten kurtulabilmesi devletin gerçek sahibi olan Türklerin millet olma bilincine erişmeleriyle mümkündü. Bu nedenle Türkçüler dil ve tarih konularına yoğunlaşarak Türkçenin yabancı dillerin etkisinden kurtarılmasına ve Osmanlı öncesi Türk tarihinin araştırılmasına önem verdiler. Dil ve tarih alanındaki çalışmaların Türk kültürünün zenginliğini gözler önüne sereceğini, bunun da Türkler arasındaki duygu, düşünce birliğini güçlendireceğini savundular. Ekonomik kalkınmaya da önem veren Türkçüler bu amaçla Batı’nın bilim ve teknolojisinden yararlanılması gerektiğini söylediler. Batı uygarlığına ait kültürel değerlerin taklit edilmesine ise karşı çıktılar. Kültürel bir hareket olarak başlayan Türkçülük akımı II. Meşrutiyet’in ilanı sonrasında siyasi bir nitelik kazandı. Bu dönemin önde gelen Türkçüleri fikirlerini Türkçülüğün yayın organı durumundaki Türk Yurdu dergisinde yazdıkları yazılarla halka duyurdular. İktidardaki İttihat ve Terakki Fırkası da Türkçülüğü hayata geçirmeye yönelik politikalar izledi. Bu düşünce akımının etkisi Cumhuriyet Dönemi’nde de devam etti. Türkçülüğün Doğuşu Türkçülüğün önde gelen temsilcilerinden Ziya Gökalp, bu düşünce akımının doğuşu ile ilgili olarak şunları söylemiştir: Daha on beş yaşında iken Ahmed Vefik Paşa’nın Lehçe-i Osmânî’si ile Süleyman Paşa’nın Târih-i Âlem’i bende Türkçülük eğilimlerini doğurmuştu. (...) Türk milletinin sosyolojisini ve psikolojisini tetkik için sarf ettiğim mesainin mahsulleri, kafamın içinde istif edilmiş duruyordu. Bunları meydana atmak için yalnız bir vesileye ihtiyaç vardı. (...) Fakat ben lisan meselesini kâfi görmeyerek Türkçülüğü bütün mefkûreleriyle, bütün programıyla ortaya atmak lazım geldiğini düşündüm. Bütün bu fikirleri ihtiva eden “Tûran” manzumesini yazarak Genç Kalemler Dergisinde neşrettim. Bu manzume, tam zamanında yayımlanmıştı. Çünkü diğer fikir akımlarından ülke için tehlikeler doğacağını gören genç ruhlar, kurtarıcı bir mefkûre arıyorlardı. “Tûran” manzumesi bu mefkûrenin ilk kıvılcımı idi. (...) “Tûran” manzumesinden sonra Ahmet Hikmet Bey “Altınordu” makalesini yayımladı. İstanbul’da Türk Yurdu mecmuasıyla Türkocağı Cemiyeti teşekkül etti. Halide Hanım, “Yeni Tûran” adlı romanıyla Türkçülüğe büyük bir kıymet verdi. Hamdullah Suphi Bey, Türkçülüğün faal bir reisi oldu. (...) Köprülüzâde Fuat Bey, (...) ilmi eserleriyle bilimsel Türkçülüğü tenvir etti. Soru: Ziya Gökalp gençler tarafından kurtarıcı bir mefkûre olarak görülen Turan manzumesinde hangi fikirleri savunmuş olabilir?
  • Cevap: Türk birliği, milli kültürün güçlendirilmesi ve Türk dünyasının birleşmesi gibi fikirleri savunmuş olabilir.

11. Sınıf Dersdestek Yayınları Tarih Ders Kitabı Sayfa 189 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.