11. Sınıf İslam Felsefesi Ders Kitabı Cevapları Sayfa 96
11. Sınıf İslam Felsefesi Ders Kitabı Cevapları Sayfa 96
“11. Sınıf İslam Felsefesi Ders Kitabı Cevapları Sayfa 96 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
11. Sınıf İslam Felsefesi Ders Kitabı Cevapları Sayfa 96
Sühreverdi’nin düşünce sistemine göre varlık düzeninin en üstünde “Nurların Nuru” bulunur. Tanrı, “Nurların Nuru” olarak hem dikey hem yatay boyutta ruhani varlık mertebelerine ışığını yayar. Bu ışıma sonucunda metafizik âlem oluşur.48 Sühreverdi’ye göre bu hakikat yalnızca akıl yürütmeyle kavranamaz; gerçek bilgiye ulaşmak için manevi müşahede ve işrak gereklidir.49 Ona göre cisim, işaretle gösterilebilen varlıktır. Bir nesnenin işaret edilebilir olması, onun nurlu olmasına bağlıdır çünkü karanlıkta kalan bir şey gösterilemez. Bu nedenle karanlık, başlı başına bir varlık değil nurun yokluğundan ibarettir.50
Bütün güzellikleri kendinde barındıran ve hiçbir şeye muhtaç olmadan varlığını sürdüren en yüce varlık Nurların Nuru’dur. Ondan sonra yetkinlik bakımından en üst mertebede soyut nurlar bulunur. Bu nurlar, özleri itibarıyla algılanır ve bilme sürecinde dışarıdan bir etkiyle yönlendirilmezler. Ayrıca karanlığın ilintilerinden tamamen uzaktırlar. Arızi nurlar ise özlerinden değil soyut nurlardan aldıkları güçle var olur ve duyularla algılanabilirler. Bu sebeple bağımlı ve muhtaç bir yapıdadırlar. Güneş ve yıldız ışığı gibi örnekler, bu tür yansıyan ve özünde karanlıkla ilişki içinde bulunan nurlar grubuna girer. Böylece Sühreverdi’de varlık mertebeleri aynı zamanda bilgi mertebelerine karşılık gelir. Nurların Nuru’ndan uzaklaştıkça hem varlık hem bilgi derecesi azalır. En yetkin bilgi, en yüksek nurani varlığın doğrudan müşahedesiyle elde edilir.
İşrak felsefesinin önde gelen isimlerindendir. Sühreverdi’nin temel eseri Hikmetü’l-İşrâk’a yazdığı şerhle işraki düşüncenin anlaşılmasına katkı sağlamıştır. Geliştirdiği Hikmet-i Mütealiye (Aşkın Hikmet) sistemiyle hakikatin birliği anlayışını varlık merkezli bir şekilde temellendirmeye çalışmıştır.52
Molla Sadra’nın felsefesinin temelinde “hareket-i cevheri (hareket cevheri)” anlayışı vardır. Bu anlayışa göre göre bütün kâinat, en basit varlıktan mutlak varlık olan Allah’a (cc) doğru sürekli bir hareket ve değişim içindedir. Âlemdeki bu hareketin temel ilkesi varlıktır. Asaletülvücut olarak ifade edilen bu ilkeye göre varlık, mahiyetten önce gelir ve asıl gerçekliktir. Mahiyetler ise zihinsel kavramlardır ve dış dünyada bağımsız gerçeklikleri yoktur. Bir şeyde varlık arttıkça mahiyet azalır. Saf varlığı temsil eden düzey ise en yüce mertebedir ve burada mahiyetten söz edilmez. Molla Sadra’nın sisteminde varlığın tek kaynağı Allah’tır (cc). O’nun dışındaki sebepler ise sadece oluşumu hazırlayan şartlardır. Âlem ancak Allah’a (cc) bağlı olduğu ölçüde gerçeklik kazanır.53 Nefis ise cisim ile ruh arasında bir mertebe olarak görülür. Bu bağlamda maddi dünya ile tamamen ruhani olan melekût âlemi arasında “misal âlemi” adı verilen orta bir mertebe bulunur. Burada varlıklar, fiziksel özelliklerini korumakla birlikte ruhani bir niteliğe bürünürler. Molla Sadra’ya göre zihinde bir nesnenin kendisi ile özellikleri arasında bir zıtlık bulunmaz. Bu ikisi arasındaki ayrım ve zıtlık ancak dış dünyadaki somut varlıklar söz konusu olduğunda ortaya çıkar.54 Her varlığın akıl âleminde nurlu ve üstün bir formu bulunur. İnsan, bu formları aklıyla kavradığında tam ve gerçek bilgiye ulaşır. Onları sadece bedenin sınırlı yollarıyla algılamaya çalışırsa bilgisi eksik kalır. Bu nedenle akıl ve akledilen formlar, varlığın ve doğru bilginin temelini oluşturur.55
- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
11. Sınıf Meb Yayınları İslam Felsefesi Ders Kitabı Sayfa 96 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.