11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 85
“11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 85 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 85
İnancın akılla temellendirilmesi problemi, felsefe tarihinin en önemli tartışma konularından biridir. Bu problem, inançların akıl ve mantıksal gerekçelerle açıklanıp açıklanamayacağı veya inancın akıldan bağımsız bir temele sahip olup olmadığı sorusu etrafında şekillenir.Hristiyan ve İslam düşünce geleneklerinde filozoflar ile din âlimleri, akıl ve inanç arasındaki ilişkiyi farklı açılardan ele almışlardır. Kimi düşünürler Tanrı’nın varlığına ve dinî doğrulara akıl yoluyla ulaşılabileceğini savunurken kimileri aklın bu konuda sınırlı olduğunu, inancın vahiy, iman veya ilahi lütuf ile temellendirilebileceğini ileri sürmüştür. B öylece akim sınırları ve inancın kaynağı üzerine zengin bir düşünce geleneği ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte bazı düşünürler, akıl ile inancı karşı karşıya getirmek yerine bu iki unsuru birbirini tamamlayan yapılar olarak değerlendirmiştir. Onlara göre Tanrı inancının temellendirilmesinde aklın yanı sıra gönül, sezgi, manevi tecrübe ve içsel yaşantı da önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle akıl-inanç ilişkisi, farklı düşünce geleneklerinde tek bir yaklaşımla değil rasyonel, sezgisel ve bütüncül bakış açılarıyla ele alınmıştır.
Akıl-İnanç Birlikteliğini Savunanlar
Genel olarak inancın akla uygun temellere ve kanıtlara dayandırılması, gerekçelendirilmesi gerektiğini savunan felsefi yaklaşım; düşünce tarihinde temelcilik olarak adlandırılır. Bir şeyin makul ya da rasyonel olması, onun akıl tarafından kabulünü mümkün kılan gerekçelere ve kanıtlara dayandırılabil- mesi anlamını taşır. Eğer Tanrı inancına temel olacak yeterli makul kanıt yoksa buna inanmak doğru değildir. Tanrı inancına rasyonel kanıtlar bulma zorunluluğu, Tanrı inancının akla uygun ve rasyonel olmadığı sonucunu da doğurabilir. Bu düşünceye sahip bazı düşünürler, Tanrı inancını yeterli kanıt olmadığı gerekçesi ile reddederken bazı teist filozoflar da Tanrı inancına akılsal temel sağlamanın mümkün olacağını savunurlar.
Akıl-İnanç Birlikteliğini Reddedenler
İnancın temellendirilmesinde aklın sınırlı bir gücü olduğunu, inancın aklı aştığını savunan görüş düşünce tarihinde fıdeizm (imancılık) olarak adlandırılır. Bu görüş, inançtaki makul delil yetersizliğini iradenin gücü ile aşmaya çalışır. Sonlu ve sınırlı bir varlık olan insanın sonsuz ve aşkın olan Tanrıyı duyum, algılama, kavrama yolu ile bilebilmesi mümkün olmadığından Tanrıya ulaşmanın sezgisel bir süreç olduğunu savunur. Fideizme göre inanç, mantıksal bir temellendirmeye tabi tutulamaz. Akıl-inanç arasında çelişki söz konusudur. Bu yüzden akıl ile yaklaşıldığında inanç saçma görünür. İnanca temel olacak birtakım makul gerekçeler gösterilebilse de herkes için geçerli bir delil sunma olanağı bulunamaz. Buradaki delil yetersizliği aklın sınırlı gücünden ve Tanrının varlığının aklı aşan niteliğinden kaynaklanır. İnanç akıldan üstündür ve akıldan önce gelir. İnsan önce inanır, sonra bilir. İnanç, sezginin ve iradenin devreye girdiği bir seçimdir. Bu seçim, teslimiyete varan sonsuz bir bağlanışı içerir.
İnancın Temellendirilmesinde Gönül Kavramı
Tanrı inancına rasyonel gerekçeler bulmak konusunda daha ılımlı olan yaklaşım, inancın temellendirilmesinde gönül kavramını gündeme getirir. Tanrı inancının temellendirilmesinde ve Tanrıya varışta aracı olarak akıl değil gönül kabul edilir. İnancın makul, akla dayalı temellendirilmesinin gerekliliğinin yanı sıra inancın aklı aşan bir kabul ediş, teslimiyet taşıdığını ifade eder. İnancın akıldan önce geldiğini kabul etmekle birlikte akılcı ve bilimsel düşünmenin değersiz olmadığını, dinî doğruların anlaşılmasında, açıklanmasında, yaşama yansıtılmasında aklın rehberliğine ihtiyaç duyulduğunu savunur. Bu görüşe göre inanç konusunda kesin ve bağlayıcı bir sonuca ulaşmanın imkânsız olduğunu peşinen bilmek ve kabul etmek kaydıyla dinî inanç sistemlerinin rasyonel bir tahlile tabi tutulması mümkündür. Özellikle bu dünya ve öteki dünya ile ilgili hayatın en önemli kararlarını verirken akli değerlendirmelere başvurmak gereklidir.
- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
11. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 85 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.