“11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 27 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 27

Rönesans Dönemi felsefesi, Antik Yunan düşüncesini ve doğaya dönüşü içerir. Bu dönemde insan merkeze alınarak akıl öne çıkarılmıştır. Matematik ve fizik yasaları ile doğanın aydınlanışı onun bir makine olarak görülmesinin de yolunu açmıştır. Doğayı bilmeye ve anlamaya yönelik çaba; doğayı kullanma, ondan fa- yadalanma ve hükmetme yönünde değişmeye başlamıştır.

  • Nicolaus Cusanus [Nikolos Kozanos (1401-1464)] ve Giordano Brunoya [Ciardano Buruno (1548- 1600)] göre doğa, insan için yalnızca bir araç değil aynı zamanda mistik bir değere de sahiptir. Doğanın gizemi, aklın ve bilimin ışığı ile tam olarak açıklanamamıştır.
  • Kopernik [Kopernik (1473-1543)], Kepler [Kepler (1571-1630)], Galileo Galilei [Galileo Galilei (1564- 1642)], Newton [Nevtın (1643-1727)] gibi bilim insanları doğanın gizemini çözmeye ve bu gizemi matematik, fizik gibi bilimlerle açıklamaya çalışmışlardır.
  • Francis Bacona [Frensıs Beykın (1561-1626)] göre göre bilgi güçtür ve doğayı egemen kılacak bir yöntem mümkündür.
  • Thomas Hobbesa [Tamıs Hobs (1588-1679)] göre doğa, bir makine gibidir ve insan-doğa arasındaki mücadele doğanın acımasız işleyişinden kaynaklanır.
  • Descartes, merkezinde akıllı bir varlık olan insanın yer aldığı mekanik bir doğa görüşü benimser. O, aklı yücelterek doğaya egemen olma anlayışının önünü açmıştır.
  • Heideggere göre Descartes ile birlikte varlık felsefesi matematiksel fiziğe indirgenmiş ve maddenin ontolojik yapısının açığa çıkarılışı engellenmiştir. Doğa, kendi “ben’ini merkeze alan insan karşısında ötekileşmiştir. Bilimin her şeyi ölçme ve hesaplama yönelişiyle insan kendisini doğanın efendisi, doğayı ise devasa bir makine olarak görmüştür. Bu durum varlığın üstünün örtülmesine, anlamının unutulmasına neden olmuştur.
  • Adorno [Adorno (1903-1969)] için doğaya egemen olma, egemen olunana yabancılaşmayı getirmektedir. İnsanın doğaya yabancılaşması da bu egemenlik ile başlamaktadır. Bu egemenliğin bir de bedeli vardır: “Durdurulamaz ilerlemenin laneti durdurulamaz gerilemedir.”
  • Aldo Leopolda göre insan, doğanın bir üyesi olduğundan etik sadece insanlar arasında değil tüm varlıklar arasında olmalıdır.
  • Arne Naesse göre insan, doğanın üstünde bir canlı değil onun bir parçasıdır. Dolayısıyla insan diğer canlılarla eşit değere sahiptir.

Soru: 1) İlk Çağ’dan günümüze insan-doğa ilişkisindeki değişim hakkında neler söylenebilir?

  • Cevap:

Soru: 2) İnsan-doğa ilişkisi içinde sürdürülebilir bir yaşam nasıl mümkün olabilir? Açıklayınız.

  • Cevap:

11. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 27 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.