11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 117
“11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 117 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 117
İris Murdoch
Hem felsefe hem de edebiyat alanında eserler veren Murdoch; felsefenin estetik kaygıdan ziyade açık, anlaşılır ve hakikati açığa çıkarıcı olma gayretinde olduğunu ancak estetik ve edebî nitelik barındıran felsefi eserlerin de bulunduğunu belirtir. Murdoch, felsefe ve edebiyatı ‘moloz yığınlarından bir biçim yaratma etkinliği” olarak niteler. Buradaki “molozlar” ifadesi hayatın tesadüflerine işaret eder. Murdoch, edebiyat ve felsefeyi yöntem ve üslup bakımından birbirinden ayırsa da onları daha yüksek bir amaç uğruna birbirine entegre olan alanlar olarak değerlendirin Buradaki ortak amaç; ahlakın, iyinin ve gerçekliğin ne olduğu ile ilgilidir.
Kendini anlatma, anlama ve kendini kabul ettirme isteğinin sanatta güçlü bir güdü olduğunu belirten Murdoch, edebiyatın edebiyat olabilmesi için kişiyi duygusal olarak harekete geçirmesi gerektiğini düşünür. Murdocha göre sanat biçimsel olduğu kadar gerçekçi, özerk olduğu kadar temsil edici olmak durumundadır. Sanat, dar kalıplar içinde kalmayıp kendinin ötesindeki gerçekliğe değindiği ölçüde etkisini artıracaktır. Elbette iletişim dolaylı olabilir ancak büyük yazarların gerçekten anlamlı olabilme özelliği biçimsel dil oyunlarına veya kişisel imgelemin dar çatlaklarına değil gerçek dünyaya açıldığı için bizim keşfedeceğimiz ve zevk alacağımız geniş alanlar sağlar.
Soru: 1) Murdoch, edebiyat ve felsefeyi hangi noktalarda ayırmaktadır?
- Cevap:
Soru: 2) Murdocha göre edebiyat ve felsefe ortak bir noktada nasıl buluşmaktadır?
- Cevap:
Derrida
Derrida, yapısalcılık geleneğinden hareketle geliştirdiği yapısökümcülük yöntemiyle metinlerin derin yapısını çözümlemeyi amaçlamıştır. Ancak o, yapısalcıların metinlerde aradığı sabit ve bütüncül anlamın kesin olarak belirlenemeyeceğini savunur. Bu nedenle yapısalcılık kurallara dayalı bütüncül bir yapı ararken yapısöküm bu yapıların içindeki gerilim ve çelişkilerden dolayı farklı biçimlerde yorumlanabileceğini göstermeye çalışır. Ona göre anlam, dilin tarihselliği içinde sürekli değişim durumundadır. Değişen bağlamlar anlamları da değiştirir.
Derrida, anlamın sabit bir merkezden türemediğini ve bağlam değişikliği ile birlikte metinlerin sonsuz bir yorumlama ağı oluşturabileceğini belirtir. Bu noktada felsefe ve edebiyatın dilin kaygan zemini üzerine inşa edildiğini, her ikisinin de dilin anlam oluşturma süreçlerini kullandığını ifade eder. Bu durum, edebiyatın felsefi sorgulamalara, felsefenin ise edebî yaratıcılığa açık hâle gelmesini sağlar. Derridanm yaklaşımı her iki alanın da dilin çok katmanlı doğasından beslendiğini ortaya koyar ve edebiyat ile felsefenin kesişebildiğini belirtir.
Soru: 1) Derrida, metinlerdeki anlamı açığa çıkarmaya nasıl çalışır?
- Cevap:
Soru: 2) Derrida, felsefe ve edebiyatı bir araya nasıl getirir?
- Cevap:
11. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 117 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.