“11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 99 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 99

15. yüzyıl-17. yüzyıl arasında yaşanan Rönesans ve Reform hareketleri, toplumsal yapıda önemli değişikliklere neden olmuştur. Bu dönemde Avrupa'da ulus bilinci ortaya çıkmaya başlamıştır. Dönemin temel özelliklerinden biri olan hümanizm, beraberinde akıl sahibi olan özneyi merkeze alan bir anlayış getirmiştir. Böylece doğal hukuk anlayışı ve birey hakları önem kazanmıştır. Bu yaklaşım, siyasetten kültüre kadar toplumsal yaşamın her alanında egemen olmuştur. Bunun sonucunda devlet düzeni, yönetimin meşruiyeti, doğal hukuk anlayışı, birey hakları gibi konulara ilişkin sorunlar filozoflar tarafından sorgulanmıştır. Özellikle Niccolo Machiavelli'nin (Nikolo Makyevelli) ve Thomas Hobbes'ın (Tamıs Habs) bu konulardaki görüşleri önemli bir yere sahip olmuştur. Hukuk Felsefesi N. Machiavelli (Görsel 3.4), siyaset konusuyla ilgili görüşlerini "Prens" adlı eserinde anlatmıştır. Bu eserinde bir yöneticinin, egemenliğini korumak için neler yapması gerektiği üzerinde durmuştur. N. Machiavelli'ye göre şimdiye kadarki tüm başarılı hükümdarlar; sahip oldukları iktidarı koruyabilmek için hile, ikiyüzlülük ve kaba kuvveti kullanmışlardır. İktidar halkın can ve mal güvenliğini bu şekilde koruyabilmiştir. Öte yandan dürüst bir hükümdarın iktidarında halk, karmaşa ve sefalet içinde yaşar. Bundan dolayı güçlü bir devlet için güçlü bir yöneticinin varlığı gereklidir ve bu amaca ulaşmak için yönetici, her türlü aracı kullanabilir. Başka bir deyişle N. Machiavelli, siyasette temel amaç olan güce ulaşmak için iktidarın her tür aracı kullanabileceğini iddia etmiştir. N. Machiavelli'nin bu anlayışı "İktidara giden her yol mübahtır." sözüyle ifade edilmektedir. T. Hobbes'ın (Görsel 3.5) devlet ve hukuk konusundaki görüşleri, onun insan anlayışı etrafında şekillenir. Ona göre insan, doğası gereği çıkarlarını koruma güdüsüyle hareket eden bir varlıktır. Eşit ve özgür bir ortamın bulunduğu doğal yaşam durumunda insanların çıkarları sürekli çatışmaktadır. İnsanlar, sürekli bir savaş hâlinin yaşandığı bu durumdan kurtulmak için sınırsız özgürlüklerinden vazgeçerek haklarını herkesin üstünde yer alan egemen bir varlığa devretmişlerdir. Toplumsal bir sözleşmeyle meydana gelen bu yapay varlık, T. Hobbes'ın bir ejderhaya benzettiği ve "Leviathan" (Leviathan) adını verdiği devlettir. T. Hobbes, "Leviathan" adlı kitabında mutlak bir güce sahip olan devleti anlatmaktadır. O, iktidarın kaynağını bireylerin çıkarlarına dayandırmasına karşın devleti sınırsız yetkilerle donatmıştır. Toplumsal yaşamdaki din, hukuk, mülkiyet gibi şeyler egemen güç olan devletin iradesindedir. Ona göre iç barışın sağlanması, dinin denetim altına alınması ile sağlanabilir. Bunun yolu da devlet başkanının aynı zamanda kilisenin de başkanı olmasıdır. TARTIŞMA Soru: İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." sözünü N. Machiavelli ve T. Hobbes'ın görüşleriyle ilişkilendirerek tartışınız.
  • Cevap: "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" sözü, bireyin güvenliği ve refahının devletin devamlılığı için önemli olduğunu ifade eder. Machiavelli'ye göre, güçlü bir devlet için yöneticinin her türlü aracı kullanarak iktidarını koruması, halkın düzen ve güvenliğini sağlamak adına gereklidir. Ona göre, halkın güvenliği için yöneticinin hile ve zor kullanması gerekebilir. Hobbes ise bireylerin güvenliği için güçlü ve mutlak bir devleti gerekli görür; bu nedenle insanlar çıkar çatışmalarından korunmak için özgürlüklerini devlete devrederler. Her iki düşünür de bireyin güvenliğini sağlamak adına güçlü bir devlet ve yönetici ihtiyacını vurgular, ancak Machiavelli yöneticiye pragmatik bir yaklaşım sunarken, Hobbes toplumsal sözleşmeye dayalı bir otoriteyi savunur.

11. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 99 Cevapları ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.