“11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 48 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 48

MS 2. YÜZYIL-MS 15. YÜZYIL FELSEFESİNİN KARAKTERİSTİK ÖZELLİKLERİ MS 2. yüzyıl-MS 15. yüzyıl, felsefenin dinî temellere dayandığı bir dönemdir. Felsefenin bu dönemdeki amacı, dinî öğretileri temellendirebilmektir. Filozoflar da bu nedenle düşüncelerini, dinî dogmalarla uzlaştırarak ortaya koymuşlardır. Bu dönemde Hristiyan felsefesi, İslam felsefesi gibi farklı düşünce gelenekleri ortaya çıkmıştır. Her ne kadar Hristiyan ve İslam felsefesinin merkezinde din varsa da İslam düşünce dünyasında felsefenin yanında matematik, tıp, astronomi gibi alanlarda da çalışmalar yapılmıştır. Bu nedenle Hristiyan felsefesinde filozofların birçoğu din adamı olmasına karşın İslam felsefesi için böyle bir genelleme yapılamamaktadır. Birbirleriyle etkileşim içinde olan Hristiyan ve İslam felsefesi, Antik Yunan düşünürlerinden etkilenmeleri nedeniyle ortak bir mirası paylaşmaktadır. Her iki düşünce geleneğinde de filozoflar, dini anlaşılır kılmak amacıyla ihtiyaç duydukları yöntem, kavram ve kategoriler için özellikle Platon, Aristoteles ve Plotinos'un görüşlerinden faydalanmışlardır. MÖ 6. yüzyıl-MS 2. yüzyıl felsefesi ile MS 2. yüz- yıl-MS 15. yüzyıl felsefesi arasındaki temel farklılıklar şu şekilde ifade edilebilir: Soru: Metinde boş bırakılan yerleri uygun filozof isimleriyle ve kavramlarla tamamlayınız. Hristiyan, din, bilim insanı, Plotinos, idealar kuramı, akıl, kutsal, kilise mensubu, temellendirme, eleştiri, İslam, Antik Yunan, dört neden, Epiküros
  • Cevap:
MS 2. yüzyıl-MS 15. yüzyıl felsefesi din temelli bir felsefedir. Bu dönemde felsefe, dinî inançları savunma ya da temellendirme amacıyla kullanılmıştır. Felsefe, bir hakikat arayışı değil kutsal metinlerde bildirilen hakikatlerin açıklanması için kullanılan bir araçtır. Bu nedenle MS 2. yüzyıl-MS 15. yüzyıl felsefesinde eleştiri ve şüpheye yer yoktur. Felsefi düşüncenin inanca ve vahye tabi olduğu bu dönem Hristiyan ve İslam felsefesi gibi farklı düşünce geleneklerini içinde barındırır. Her iki gelenekte de dine dayalı felsefe yapılmasına karşın İslam felsefesinde felsefe, bilimsel faaliyetlerle iç içe bir gelişim göstermiştir. Hristiyan filozofların hemen hepsinin kilise mensubu olmasına karşılık bazı İslam filozoflarının bilim insanı olmasının nedeni budur. Her iki düşünce geleneğinin de Antik Yunan filozoflarından etkilenmiş olmaları ise diğer bir ortak noktadır. Platon'un idealar kuramı ruhun ölümsüzlüğü ile Tanrı'nın varlığının kanıtlanmasına kaynaklık etmiştir. İnancı temellendirmek için Aristoteles'in akıl yürütme yöntemleriyle dört neden teorisinden faydalanılmıştır. Manevi hazları maddi hazlardan üstün tutan görüşüyle Epiküros, mutluluğa tanrısal yasalara uymakla ulaşılacağını savunan ahlak anlayışları ile stoacılar, ruhun ölümsüzlüğü ve Tanrı-evren ilişkisine yönelik görüşleri ile Plotinos MS 2. yüzyıl-15. yüzyıl felsefesinin şekillenmesinde etkili olmuştur. Soru: Metni okuyup soruları cevaplayınız. Felsefede Tanrı Kavramı Din felsefesindeki metafiziksel problemlerin en önemlileri, Tanrı problemi ve ruhun ölümsüzlüğü problemleridir. Tanrı problemini incelerken metafizikçiler; zaman zaman en yüksek ve yetkin varlıkları, bu yetkinlikle tutarlı olmayan dinsel görüşleri eleştirirler. Örneğin Yunan filozofları, kendi dinlerinin Tanrı anlayışını eleştirir. MÖ 6. yüzyılda yaşamış bir Yunan filozofu olan Ksenofanes, bunların insanları kendi suretlerinde yaratan tanrılar olmadıklarını tam tersine insanların tanrıları kendi suretlerinde yarattıklarını dile getirir hatta atların da bir din tasarlamış olmaları durumunda atların onların tanrıları olacağını söyleyerek bu anlayışla alay eder. Bu Tanrı anlayışları yerine Yunan filozoflar, başka tanrı anlayışları önermişlerdir. Örneğin Platon "iyi ideası"na tanrı adını verir. Aristoteles ise Tanrı'yı yani en yüksek varlığı, dünyanın "formumla özdeşleştirir. Hristiyanlık çağında dinsel problemleri inceleyen filozoflar, geleneksel dine karşı genellikle açıklayıcı ya da yorumlayıcı bir tavır alırlar. Bu, onların geleneksel dinde yer alan tanrı kavramını atmayıp kavramın içeriğini açık seçik hâle getirmeye çalıştıkları anlamına gelir. Örneğin Hristiyan skolastik felsefesi Tanrı'yı her şeyin nedeni, ezelî ve ebedî bir varlık olarak görür. Tanrı'nın dışındaki diğer varlıklar, var olmak için bir nedene ihtiyaç duyarken Tanrı, var olmak için kendisinden başka hiçbir şeye ihtiyaç duymayan yegâne tözdür. Hristiyan felsefesi bu görüşü, Aristoteles'in felsefesinden alınmış kavramsal araçların yardımıyla daha belirgin hâle getirmiştir. Soru: Yunan filozofları ile Hristiyan filozoflarının Tanrı kavramını ele alışları hangi açılardan farklılık gösterir?
  • Cevap: Yunan filozofları Tanrı’yı soyut kavramlar üzerinden, örneğin Platon "iyi ideası" olarak, Aristoteles ise dünyanın formu olarak ele almıştır. Hristiyan filozofları ise Tanrı'yı her şeyin ezelî ve ebedî nedeni, kendisi dışında var olmak için başka hiçbir şeye ihtiyaç duymayan mutlak varlık olarak tanımlar.
Soru: Hristiyan felsefesi, Tanrı ile ilgili görüşlerini temellendirmede hangi düşüncelerden etkilenmiştir?
  • Cevap: Hristiyan felsefesi, Tanrı ile ilgili görüşlerini temellendirmede Aristoteles'in kavramsal araçlarından etkilenmiştir. Aristoteles'in varlık, töz ve neden anlayışları Hristiyan felsefesine Tanrı'nın ezelî ve ebedî bir varlık olduğu görüşünde yol göstermiştir.

11. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 48 Cevapları ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.