11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 175
“11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 175 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 175
Soru: H. Bergson'un bilgi anlayışıyla ilgili açıklamayı ve metni okuyup soruları cevaplayınız. H. Bergson'un Bilgi Anlayışı H. Bergson, bilimin ve bilimsel düşünmenin felsefede değerli olduğu bir dönemde metafiziği savunması bakımından önemli bir isimdir. H. Bergson, bilgiye iki ayrı yolla ulaşılabileceğini savunmuştur. Bu yollardan biri akıl ve duyum, diğeri ise sezgidir. Akıl ve duyumla varlığın hareketsiz, parçalı ve donuk bilgisi elde edilir. Bu bilgi dille ifade edilebilir. Oysa gerçeklik sürekliliktir. Zaman ile mekân, akış ve oluş hâlindedir. Dolaysız kavrayış anlamında kullanılan sezgi, süreç hâlindeki gerçekliği; bütünlük, hareketlilik ve canlılık içinde verir ancak bu bilgi dille ifade edilemez. BİLİNCİN DOĞRUDAN VERİLERİ* (...) Halbuki duygunun kendisi yaşıyan, gelişen ve bu hâl ile durmadan değişen bir varlıktır; böyle olmasaydı yavaş yavaş bir karar vermeğe bizi nasıl götürecekleri hiç anlaşılmaz, bütün kararlarımız çabucak verilirdi. Duygular da bir canlı gibi yaşıyor, çünkü onları geliştiren süre anları birbiri içine giren bir süredir. Bu anları birbirinden ayırmak, zamanı mekânda yaymakla duyguların canlılık ve renklerini kaybettiriyor, ortada kalan kendi gölgemiz oluyor; duygularımızı tahlil ettiğimizi sanırken gerçekte kelimelerle ifade edilebilecek cansız bir takım haller sıralıyoruz; çünkü kelimeler bir orta malı ve binnetice [sonuçta] bütün bir cemiyet tarafından muayyen [belirli] bir halde duyulmuş intihaların [sonların] bir artığı olmak dolayısiyle beylik şeylerdir. Bu haller üzerinde akıl yürütmemiz ve basit mantığımızı tatbik etmemiz de bundan ileri geliyor, ayni zamanda birbirlerinden ayırarak her birini bir nevi [türü] haline getirmekle ilerde yapılacak bir istidlâle [çıkarıma] yarayacak tarzda hazırlanmış bulunuyoruz. Şimdi bu itibarî benliğimizin maharetle örülmüş kumaşını yırtacak cesur bir romancı çıksa da bize zâhirde [görünüşte] mantıki olan bu kumaşın altındaki temelli saçmalığı ve adlandırılmakla katılaştırılmış bu basit haller yığınının altındaki bin bir intibaın [izlenimin] kaynaşmasını gösterse bizi bizden daha iyi bildiğini söyliyerek onu öğeceğiz. Halbuki hiç de böyle olmuş değildir, duygumuzu mütecanis [bağdaşık] bir zamana sermek ve unsurlarını kelimelerle ifade etmek dolayısiyle onun gösterdiği de bir gölgeden başka bir şey değil; yalnız bu gölgeyi onu aksettiren objenin fevkalâde ve mantıksız tâbirlerini bize sezdirecek tarzda düzenlemiştir, haricî [dıştan gelen] ifadeye bu tenakuzdan [çelişkiden], bu ifade edilmiş unsurların esasını teşkil eden o karşılıklı içiçe girişten bir nebze vermekle de bizi teemmüle [ayrıntılarıyla düşünmeye] davet etmiştir. Bundan cesaret alarak da kendimizle şuurumuz arasına koyduğumuz perdeyi bir an için kaldırmış, bizi kendi kendimizle karşılaştırmıştır. Soru: Metinde “duygu" ve “gölge" ifadeleriyle ne kastedilmektedir?- Cevap: Metinde "duygu," bireyin içsel, canlı ve sürekli değişen deneyimlerini; "gölge" ise bu duygu ve deneyimlerin dille ifade edilmesi sürecinde kaybolan canlılık ve gerçekliğin bir yansımasını temsil eder. Duygular dinamik ve kendine özgü iken, onları dil ve mantıkla açıklamaya çalıştığımızda sadece cansız ve eksik bir görüntü, yani bir "gölge" elde ederiz.
- Cevap: Bergson'un temel görüşü, bilgiye ulaşmada akıl ve duyumun yanı sıra sezginin de önemli olduğudur. Ona göre, akıl ve duyumla elde edilen bilgi parçalayıcı ve durağandır; gerçekliği tam olarak yansıtmaz. Gerçekliği canlılık ve akış içinde kavramak ancak sezgiyle mümkündür. Akıl ve duyum statik bilgiyi verirken sezgi, süreklilik ve bütünlük içindeki gerçekliği doğrudan kavrar.
- Cevap: Sezgi, bireyin kendisiyle doğrudan bir bağ kurmasını ve içsel deneyimlerinin derinliğine inmesini sağlar. Sezgi sayesinde, akıl yürütme ve dilin sınırlamalarını aşarak "kendimizle şuurumuz arasına koyduğumuz perdeyi" kaldırabiliriz. Bu da bizi kendi öz benliğimizle yüzleşmeye ve içsel gerçekliği doğrudan algılamaya yönlendirir; bu nedenle sezgi, bireyin kendisini ve gerçekliği tam anlamıyla kavramasında önemlidir.
11. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 175 Cevapları ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.
😃 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Tam liste ayrı pencerede açılır.
Henüz yorum yok