11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 135
“11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 135 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 135
F. Hegel (Görsel 4.9), felsefeye varlığı sorgulayarak başlamıştır. Ona göre felsefe, varlığın ne olduğunun bilimidir. Varlığın ne olduğunu araştıran F. Hegel, herhangi bir belirlenimi olmaması nedeniyle varlığın yokluk olduğu sonucuna ulaşmıştır. F. Hegel, birbirine zıt olan varlık ve yokluk kavramlarını "oluş" kavramını kullanarak birbiriyle uzlaştırmış- tır. Oluş, bir şeyin bir başka şeyden ortaya çıkması anlamına geldiğinden varlık ve yokluğu birlikte içerdiği yani varlığın oluş olduğu sonucuna ulaşır. Bu bakımdan oluş dünyasında her şey hem "kendisi" hem de "kendisi olmayan" olduğu için çelişkiyi barındırır. Karşıtları içeren bu duruma "diyalektik" adı verilir. F. Hegel, her şeyin varlık nedeni olan asıl varlığın "Tin" (ruh-geist) olduğunu savunmuştur. Bu görüşten hareketle akılsal olanın gerçek, gerçek olanın akılsal olduğunu iddia etmiştir. "Tin"in oluş içerisinde olduğunu ve zamanla belli bir ereğe doğru değiştiğini belirtmiştir. Ona göre "Tin"in değişimdeki ereği, kendi bilincine ve özgürlüğüne kavuşmaktır. F. Hegel, bu değişimi Herakleitos'tan itibaren kullanılan diyalektik ile açıklamıştır. F. Hegel'e göre diyalektikte üç basamak vardır: Tez, antitez ve sentez. Karşılaşılan her durum ve olay bir tezdir, bu beraberinde karşıtı olan antitezi ortaya çıkarır. Bunların çatışmasıyla ortaya çıkan yeni durum bir sentezdir. Sentez, içinde karşıtları barındırdığı için aynı zamanda bir tezdir ve karşıtını meydana getirerek yeni bir senteze yol açar. Tez-antitez-sentez biçiminde kendini tekrar eden bu değişim süreci, devam edip gider. Bu nedenle hiçbir şey aynı kalmaz. F. Hegel'e göre "Tin"in gelişimi kendi içinden dışarıya çıkması, kendini açması ve kendine dönmesi biçiminde gerçekleşir. Buna göre "Tin" başlangıçta kendi başınaydı, kendini açınca evren meydana geldi ancak madde olmayan "Tin" burada maddeye dönüştüğü için kendine yabancılaştı. Kendine geri dönmek istedi. "Tin"in geçirdiği bu üç döneme, varlık alanına karşılık üç bilim alanı vardır: Mantık ve matematik, doğa bilimleri, kültür bilimleri (sanat, din, felsefe, hukuk). Bunlar arasındaki bağlantı, diyalektik yoluyla kurulur. Mantık ve matematiğin değişmeyen formları ile sürekli değişim hâlinde olan doğadaki nesneler arasında bir tez-antitez karşıtlığı ortaya çıkar. Bu durum kültür bilimlerinde bir senteze ulaşır. Kültür bilimleri aracılığıyla "Tin" kendine dönerek kendini gerçekleştirmiş olur. G. Berkeley (Görsel 4.10), felsefe tarihinde modern idealizmin kurucusu olarak kabul edilmiştir. Filozof genel olarak zihinden bağımsız bir gerçekliğin olamayacağını, gerçekliğin zihne bağlı olarak var olduğunu savunmuştur. Her tür bilginin kaynağının deneyim olduğunu belirten G. Berkeley, bunun da algı ile mümkün olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle bir şey eğer algılıyor ve algılanıyorsa vardır. Algısına sahip olunmayan bir şey var değildir. Ona göre gerçek, akılsal bir varlıktır ve "var olmak algılanmış olmak" demektir. Buna rağmen G. Berkeley, maddenin algılanmamış olmasının onun var olmadığı anlamına gelmeyeceği anlayışını ortaya koyar. Bir kişi nesneyi algılamasa da bir başkası algılayacaktır hatta hiç kimse tarafından algılanmasa bile Tanrı tarafından algılandığı için varlıklar vardır. O hâlde tek gerçeklik Tanrı adı verilen, her şeyi anlayan ve insanın gerçekliği algılamasını sağlayan, her yerde olan, ezelî akıldır.- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
11. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 135 Cevapları ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.
😃 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Tam liste ayrı pencerede açılır.
Henüz yorum yok