“11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 127 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 127

Aydınlanma felsefesinin en önemli isimlerinden biri olan I. Kant (Görsel 4.4), bilgi anlayışında rasyonalizm ve empirizmi sentezleyerek özgün bir bakış açısı geliştirmiştir. I. Kant'ın bakış açısı, kendinden önceki görüşlerin incelemesini ve eleştirisini içerdiği için onun felsefesi "eleştirel felsefe" (kritisizm) olarak adlandırılır. I. Kant'ın amacı, felsefeyi bilimsel bir hâle getirmektir. Bunun için metafizik bilginin imkânını ve aklın neyi bilip neyi bilemeyeceğini sorgular. I. Kant'a göre bilgi, deneyle başlar ancak akılla tamamlanır. Duyu verilerinin sağladığı ham madde, zihinde doğuştan bulunan kategorilerde biçimlendirilerek bilgi hâline gelir. Bu yaklaşım, I. Kant'ın insan bilgisine bir sınır çizmesine neden olmuştur. Buna göre I. Kant, insanın ancak duyu organlarının ve aklının ona sunduğu imkânlar dâhilinde varlıklar hakkında bilgi sahibi olabileceğini söyler. Ona göre insan, varlıkları oldukları şekliyle değil yalnızca göründüğü şekliyle bilebilir. Bu bakımdan Kant, metafiziğin bilgisini reddeder. Kant varlığın algılanan ve algı- lanamayan iki boyutu olduğunu savunur. Varlığın görünen ve algılanan boyutuna "fenomen", varlığın algıdan bağımsız gerçek varoluşuna ise "numen" adını verir. Varlığın, aklın formlarına göre bilinmesi öznel bir durum gibi görünse de bu formların tüm insanlarda aynı olması bilgiyi genelgeçer ve zorunlu kılar. I. Kant'ın bu tutumu "nesnel görelilik" olarak adlandırılır. A. Comte (Görsel 4.5), etkisi günümüze kadar uzanan bir bilgi anlayışı olan pozitivizmin kurucusudur. Pozitivizm, bilgiyi gözlem ve deneye dayanan bilimsel bilgi ile sınırlandıran, metafiziği ve dini insanlığın ilerlemesinde engel olarak gören bir dünya görüşüdür. A. Comte'a göre gerçekliğin algılanan boyutu dışında başka bir boyutu yoktur. Bu nedenle insanın duyusal alanın ötesinde bir bilgi arayışında bulunması, anlamsız ve boş bir çabadır. İnsan, varlığın özü ve ilk nedenleri gibi metafizik bilgilere ulaşamaz. O ancak deney ve gözleme konu olabilen olguların bilgisine ulaşabilir. Bu anlamda bilim, olgulardan hareket ettiği için doğru bilgi bilimsel bilgidir. SORGULAMA Soru: Açıklamayı okuyunuz ve soruları cevaplayınız. D. Hume, "Ben'in kim ya da ne olduğu sorulursa deneyimle ya da gözlemle desteklenebilecek tek cevap şudur: Ben, bir duyumlar yığınıdır." der. Soru: D. Hume bu sözüyle bilginin kaynağı konusunda hangi görüşü savunmaktadır? Açıklayınız.
  • Cevap: D. Hume, bu sözüyle bilginin kaynağının deneyim ve gözlem olduğunu savunmaktadır. Ona göre "Ben" kavramı, deneyimlerimizden ve duyumlarımızdan oluşan bir yığındır; dolayısıyla bilgiye ulaşmanın yolu da yalnızca duyusal tecrübelerden geçer.
Soru: D. Hume'un bu görüşüne katılıyor musunuz? Görüşlerinizi gerekçelendirerek açıklayınız.
  • Cevap: Kısmen katılıyorum. Duyumlar ve deneyimler, bilginin önemli bir kaynağıdır; çünkü dünya ile ilk bağlantımızı duyularımız aracılığıyla kurarız. Ancak, yalnızca duyulara dayalı bilgi yeterli olmayabilir; akıl yürütme ve düşünme süreçleri de bilgiyi anlamlandırmak ve derinleştirmek için gereklidir.

11. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 127 Cevapları ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.