“11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 127 Hisar Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Hisar Yayınları Sayfa 127

Apriori bilgi, deneye dayanmayan ve doğruluğunu deneyden almayan bilgidir. Bazı rasyonalist filozoflara göre doğuştan gelen, duyulardan bağımsız bilgiler vardır. Örneğin Descartes, “Tanrı” düşüncesi gibi fikirlerin doğuştan olduğunu ifade etmiştir. Aposteriori bilgi ise deneyden elde edilen bilgidir. Locke gibi empirist filozoflar “doğuştan gelen bilgi” görüşüne karşı çıkarak bütün bilgilerin kaynağına deneyi ve duyuları koymuştur.

• Kritisizm

Alman düşünür Immanuel Kant, bilgi problemini ele alırken rasyonalist felsefeyle empirist felsefenin bir sentezini yapmış; bilgide hem deneyimin hem de aklın katkısının kaçınılmaz olduğunu öne sürmüştür. Kant, aklın temel faaliyetinin duyular ya da deneyimler aracılığıyla elde edilen ham bilgi goriler aracılığıyla gerçekleştirir. İnsanda doğuştan var olan düşünme ya da yargılama biçimlerini ifade eden kategorileri ise nicelik, nitelik, ilişki ve kiplik olmak üzere dört başlıkta ele alır. İnsan, duyu dünyasının malzemesini doğuştan gelen bu kategoriler sayesinde işler ve bilgiye dönüştürür. Ona göre “Deneysiz kavramlar boş, kavramsız deneyler kördür.” Buna göre içerikleri olmayan yani duyusal öge ile dolmamış olan kavramlar içleri boş birer kabuk gibidir. Dolayısıyla kavramsız görülerle bir şey kavranamaz çünkü duyu öğeleri yalnız başlarına şekilsiz bir yığındır. Deney sadece duyusal (aposteriori) verilerden ibaret olsaydı kavranamazdı. Deneyin verileri ancak önceden hazır olan, doğuştan gelen (apriori) kategoriler ile kavranabilir. Kant, insan aklının yalnızca fenomenal gerçekliği yani duyular aracılığıyla kavranabilecek gerçekliği bilebileceğini ve duyular dünyasıyla sınırlı olduğunu belirtir. Ona göre numen gerçeklik yani duyusal olmayan gerçeklik metafiziğin konusudur ve bu alan bilinemez.

Uygulama

Soru: Aşağıdaki metni okuyunuz. Verilen soruyu metinden hareketle cevaplayınız. Cevabınızı defterinize yazınız.

Hayvanlar Dünyayı Nasıl Algılıyor?

Çevremizde olup biten birçok şeyi duyuyor, kokusunu alıyor, görüyor, tadıyor ve hissediyoruz. Tüm bunları duyu organlarımız sayesinde gerçekleştiriyoruz. Ancak her canlının duyum mekanizmaları ve dünyayı algılaması birbirinden oldukça farklıdır. Hayvanların pek çoğu bizdekilerden daha farklı duyu organlarına ya da daha keskin duyulara sahiptir.

Yayın tüm vücutlarıyla tat alabilir. Bunu da derilerinin yüzeyine yayılan tat alma tomurcukları sayesinde yaparlar. Yusufçukların gözleri ise insanlarınkine göre çok daha fazla rengi ayırt edebilir. Bunun yanı sıra morötesi dalga boyundaki ışığı bile algılayabilir. Hareket eden nesnelere karşı da hayli duyarlıdır. Kuzey Amerika boz ayılarının koku alma duyuları hayli gelişmiştir. Bu ayıların burunlarının içinde yer alan, koku almadan sorumlu bölge insanlarınkinden yüz kat daha büyüktür. Yıldız burunlu köstebeklerin dokunma duyusu o kadar hassastır ki toprağın altına gömülmüş bir tuz tanesinin bile varlığını algılayabilir. Çok hassas işitme duyusuna sahip olan yunuslar su altındayken sesleri alt çeneleri yoluyla işitir.

Soru: Bu metinde sözü edilen “hayvanların dünyayı algılaması” konusu ile Kant’ın bilgi kuramı arasında nasıl bir ilişki kurulabilir?

  • Cevap: Kant’a göre bilgi, insanın duyuları ve aklıyla oluşur. Metinde hayvanların dünyayı farklı biçimlerde algılaması, bilginin algıya ve duyulara bağlı olduğunu gösterir. Bu da Kant’ın bilginin öznel yönü olduğunu savunan görüşüyle örtüşür.

11. Sınıf Hisar Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 127 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.