11. Sınıf Felsefe Beceri Temelli Etkinlik Kitabı Cevapları Sayfa 88
11. Sınıf Felsefe Beceri Temelli Etkinlik Kitabı Sayfa 88 Cevapları Meb Yayınları'na ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
11. Sınıf Felsefe Beceri Temelli Etkinlik Kitabı Cevapları Sayfa 88
dıkları ama yine de başka bir eğilim tarafından itildikleri için yaptıkları eylemleri de bir kenara bırakıyorum. Çünkü burada ödeve uygun eylemlerin ödevden dolayı mı, yoksa bencil bir amaçtan dolayı mı yapıldığı kolayca ayırt edilebilir. Eylemin ödeve uygun olduğu, öznenin de ayrıca buna doğrudan doğruya bir eğilim duyduğu eylemlerde bu ayırımı yapmaksa çok daha zordur. Örneğin bir bakkalın deneyimsiz müşterisini aldatmaması ödeve uygundur; çok alışverişin yapıldığı yerde zeki tüccar da bunu yapmaz, herkes için değişmez bir fiyat koyar, öyle ki bir çocuk, başka herkes gibi ondan alışveriş yapar. Dolayısıyla insanlara dürüstçe hizmet edilir; ancak bu tüccarın bunu ödevden dolayı ve dürüstlük ilkesinden dolayı böyle yaptığına inanmamız için pek yeterli değildir; çıkarı gerektiriyordu bunu ama ayrıca sevgiden dolayı birini diğerine fiyat konusunda yeğlemesi için müşterilere doğrudan doğruya bir eğilimi olması gerektiği, burada düşünülemez. Demek ki eylem ödevden dolayı ya da doğrudan doğruya eğilimden dolayı değil sırf bencil bir amaçla yapılmıştır. (...) Yapılabildiği yerde iyilik yapmak ödevdir; üstelik öylesine duygudaşlığa eğilimli ruhlar vardır ki onları harekete getiren boş gurur ya da çıkar gibi başka bir neden olmaksızın da çevrelerine sevinç yaymaktan ve kendi eserleri olan başkalarının memnunluğundan zevk alırlar. Ama sanırım ki böyle bir durumda bu tür bir eylem, nice ödeve uygun, nice sevimli olursa olsun, hiçbir hakiki ahlaksal değer taşımaz, başka eğilimlerle aynı düzeydedir, söz gelişi gerçekten kamu yararına ve ödeve uygun, dolayısıyla onurlandırmaya değer olana mutlu bir rastlantıyla denk düştüğü zaman övgüye ve yüreklendirmeye değer olan ama saygıya değer olmadan yan onura eğilim gibi çünkü maksim -böyle eylemleri eğilimden dolayı değil ödevden dolayı yapmak anlamında ahlaksal içerikten yoksundur. Varsayalım ki o insan sever kişinin ruhsal dünyası başkalarının ah yazısına bütün duygudaşlığını söndüren kendi acılarıyla bulutlanmış olsun, sıkıntı içinde olan başkalarına iyilik yapma olanağı hep elinde olsun ama kendi sıkıntısıyla başı yeterince dertte olduğundan başkalarının sıkıntısı onu duygulandırmasın ve şimdi hiçbir eğilim onu buna itmeden bu olumsu duyarsızlığından kendini çekip çıkarsın ve eylemi, hiçbir eğilim duymadan yalnız ve yalnız ödevden dolayı yapsın; işte o zaman ilk defa eylemi halis ahlaksal değerini taşır. (...) Kendi mutluluğunu güvence altına almak ödevdir (en azından dolaylı olarak) çünkü kendi durumundan memnun olmama, bir sürü kaygıların baskısı altında ve doyurulmamış gereksinimler ortasında kolayca ödevi çiğnemek için büyük bir ayartmaya dönüşebilir. (...) Mutluluk buyurtusunun birçok bakım- olmadan öyle özellikleri vardır ki bazı eğilimlere büyük zarar verir ve gerçekten de insan, hepsi mutluluk adı altında toplanan eğilimlerin doyurulmasının toplamından belirli ve kesin bir kavramını kuramaz. (...) Ama bu durumda bile eğer mutluluğa olan genel eğilim istemesini belirlemiyorsa eğer yaptığı hesapta sağlık onun için çok zorunlu bir şekilde yer almıyorsa burada da başka durumlarda olduğu gibi yine bir yasa kalır: eğilimden dolayı değil de ödevden dolayı kendi mutluluğunu koruma yasası ve ilk defa burada davranışının hakiki ahlaksal değeri vardır.- Cevap: Bu sayfada herhangi bir soru bulunmamaktadır.
11. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Beceri Temelli Etkinlik Kitabı Sayfa 88 Cevabı ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.
😃 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Yorumlar onaydan sonra yayınlanır.
Henüz yorum yok