11. Sınıf Felsefe Beceri Temelli Etkinlik Kitabı Sayfa 54 Cevapları Meb Yayınları'na ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

11. Sınıf Felsefe Beceri Temelli Etkinlik Kitabı Cevapları Sayfa 54

yönelik sanatlar olmadan bu dünyada, kuramsal erdemler olmadan da hem bu dünyada hem de ötekinde yaşaması mümkün değildir; yine ahlaksal erdemler olmadan bunlardan hiçbiri yetkin bir hâle gelmez ve kendilerine ulaşılamaz; ahlaksal erdemlere ancak yüce Allah’ı tanımak ve Onu her dinde söz konusu din mensuplarına farz kılınmış/kurban, namaz, dua ve benzeri türde yüce Allaha, meleklere ve peygamberlere övgü biçiminde söylenen sözler gibi ibadetlerle yüceltmek suretiyle ulaşılabilir. Kısaca filozoflar, şeriatların, az çok farklılık gösterseler de özellikle bütün şeriatlarda ortak olan hususlarla ilgili olarak ilkeleri akıl ve nakilden elde edilen zorunlu siyasal sanatlar olduğu görüşündedirler. Bununla birlikte filozoflar, sözgelişi, “Allaha kulluk etmek zorunlu (vacip) mudur, değil midir?” ve bunun da ötesinde “Acaba Allah var mıdır, yok mudur?” gibi şeriatın genel ilkelerinde olumlu ya da olumsuz bir görüş belirtilmesi gerektiği görüsünü benimserler. Yine filozoflar, öteki dünya mutluluğu ve bu mutluluğun nasıl olacağı gibi şeriatın öteki ilkeleri hakkında da aynı görüşü ileri sürerler; çünkü şeriatların hepsi, nasıl olacağı konusunda farklılık gösterseler de ölümden sonra başka bir yaşamın varlığı üzerinde birleşmişlerdir; nitekim onlar, “ilkenin özü ve fiilleri konusunda ileri sürdükleri hususlarda az çok ayrılsalar da Allah’ın varlığı, sıfatları ve fiilleri üzerinde birleşmektedirler. Aynı şekilde bütün şeriatlar, değerlendirme hususunda ayrılsalar da öteki dünyada mutluluğa ulaştıracak olan fiiller konusunda birleşmişlerdir. Kısaca filozoflara göre şeriatlar, bütün insanlar için ortak bir tarzda bilgeliğe yöneldiklerinden zorunludur çünkü felsefe ancak bazı akıllı kişileri mutluluğun bilgisine ulaştırmayı amaçlar. Böylece bu kişiler doğal olarak bilgeliği öğrenmeye yönelirler. Şeriatlar ise genel olarak halkı eğitmeyi amaçlar. Bununla birlikte halkın ortak ihtiyaçlarıyla ilgilenmesinin yanı sıra bilge kişilerin (filozoflar) özel ihtiyaçlarını da gözetmeyen hiçbir şeriat yoktur. Özel bir insan zümresinin varlığı ve mutluluğun gerçekleşmesi ancak halk zümresiyle iş birliği yapmak suretiyle tamamlanacaktır. Bu yüzden söz konusu özel sınıfın varlığı ve hayatı için genel eğitim ve öğretim ya çocukluk ve ergenlik sırasında zorunludur. (...) Kendisine öğretilmiş olan şeri ilkelerden kuşku duyduğunu açıkladığı ya da bunları peygamberlerin bildirdiklerine aykırı bir biçimde yorumladığı ve onların yolundan saptığı takdirde kendisine kâfir denmeye en layık kişi olur. Bunu ve böyle bir durumun öğrenim gördüğü dinde küfür cezasıyla cezalandırılacağını bilmesi, erdeminin bir gereğidir. Bununla birlikte o kimsenin kendince hepsi geçerli (hak) olsa da döneminin en üstün dinini seçmesi ve üstün olanın kendisinden daha üstün olanla geçersiz kılındığına inanması gerekir. İşte bundan dolayıdır ki İskenderiye’de öğretim görevi yapan bilge kişiler, kendilerine İslam şeriatı ulaştığında Müslüman olmuşlardır. Yine Rum ülkesinde (Roma İmparatorluğu) yaşayan bilge kişiler de Hz. İsa’nın şeriatı kendilerine ulaştığında Hristiyan olmuşlardır. İşte bu nedenledir ki bütün söylenen sözler arasında en doğrusu, her peygamber bilge olduğu hâlde her bilgenin peygamber olmadığıdır; onlar, yalnız peygamberlerin vârisleri oldukları söylenen bilginlerdir. Her şeriat vahye dayanır ve akıl da onunla iç içe bulunur. Yalnızca akla dayanan bir şeriat bulunabileceğini kabul eden kimsenin zorunlu olarak böyle bir şeriatın hem akla hem de vahye dayanan şeriattan daha eksik olduğunu kabul etmesi gerekir. Herkesin birleştiği görüşe göre insan davranışlarına ve karakterlerine ilişkin ilkelerin taklide dayalı olması gerekir. Takınılan davranış ve yapılan hareketin zorunlu olması, ahlaksal ve uygulamalı hareketlerden kaynaklanan erdemlerin varlığından başka bir yolla kanıtlanamaz. Bu görüşten açıkça anlaşılmaktadır ki bütün bilge kişiler, şeriatlar konusunda bu görüşe başka bir deyişle her dinde uygulanan insan fiillerine yönelik ilkeler ve kuralların peygamberlerden ve yasa koyuculardan elde edildiği görüşüne sahiptirler. Onlara göre bu zorunlu ilkelerden övgüye değer olanları, halkı erdemli fiillere en çok yönlendirenleridir. Bu nedenle bizim dinimizdeki ibadetler gibi söz konusu ilkeleri iyice öğrenerek yetişmiş olanlar, başka ilkeleri öğrenerek yetişenlerden çok daha yetkin bir erdeme sahip olurlar çünkü ibadetlerin, yüce Allah’ın da işaret ettiği gibi hayasızlıktan ve kötününkilerden insanları uzak tuttuğundan kuşku yoktur. Yine hiç kuşkusuz bizim şeriatımızda bulunan ibadette bu (erdemli) fiil, öteki şeriatlarda yer alan ibadetlerdekinden daha yetkin olarak gerçekleşir.
  • Cevap: Bu sayfada herhangi bir soru bulunmamaktadır.

11. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Beceri Temelli Etkinlik Kitabı Sayfa 54 Cevabı ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.