“10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 185 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 185

Sıhhiye neferi sesinde hıçkırıkla, fakat iftiharla, aşkla söylüyor: - Topla yaralandı. Hemen şehit oldu. Tutamadık. Kumandan Bey şehit oldu demişlerdi. Sıhhiye bölüğünden bir sedye ile çıktı. Sonra yolda yaralı bir neferin yarasını sararken vuruldu. Hayır efendim, bir şey, bir şey söylemedi. - Getir evlât, buraya! Onu da İhsan’ın yatağının yanına sedyesiyle uzattım. - İhsan, İhsan, bak kardeşim. Ayşe de yanında. Evvelâ hareket etti sandım. Eğildim. Ayşe’ye iltihak etmişti. Şimdi çadırın içinde yan yana yatıyorlar. İhsan’ın arkası dönük, yüzü acı ve uzak. Ayşe’nin yüzü nadim bir çocuk yüzüne benziyor.(...) - İşte birbirinizi aldınız. İzmir’e girdiniz! Sesimin ne kadar acı olduğunu hissettim. Çadırdan fırladım. Bana İhsan’la Ayşe evlenmişler gibi geldi. Sabahleyin iki arabada, iki al bayrak örtülü tabut öteki şehitler arasında köyün küçük mezarlığına girdi. Haşmet Bey’in iki taze mezara toprak attığını, Cemal’in ayakta şiş gözlerle alık alık baktığını gördüm. Sonra hayatı ve elleri boşalmış bir adam oldum. Ayşe ile İhsan’ı ben evlendirmedim mi? Onları el ele ben vermedim mi? Şimdi yan yana şu sarı topraklar altında yatıyorlar.(.) - Peyami Bey, sen benim emir zabitim olacaksın, Yunanlılar’ın arkasından Ayşe’nin İzmir’ine beraber gireceğiz. Haşmet Bey’in demir kolları beni ileriye geriye sallıyor. Siyah ateş gözleri gözlerimde beni, kaybolan Peyami’yi çağırıyor. Bir saat sonra Basri Köyü’nde, bir köy odasında Haşmet Bey’le Cemal arasında oturuyordum. Cemal hıçkırıyor ve beni kolları arasında sıkıyor: (...) 17 Kânunuevvel 1338 Bu sabah doktorla kavga ettik. Yazı yazmayacaksın diyor. Başımda soğuk bir bez yatıyorum. Yarın ameliyat yapacaklar. Ya ameliyattan sonra iyi olursam. Hayatta tanıdığım kimse kalmadı. Cemal benim bacaklarımla beraber toprağa düştü. Haşmet Bey, onu da Gökçepınar’a gömdürdü. Kendisi hâlâ İzmir yolunda... Ayşe’ciğim, bak benim de kollarım hâlâ sağlam, her azam parçalanıncaya kadar İzmir için dövüşeceğime yemin ettim. Gözündeki kanlı yaşları sil. İstersen İhsan’ı sev. O zavallı seni çok severdi. İki sene sırtında Ateşten Gömlek taşıdı. Nihayet İzmir’e senin kollarının arasına düştü. Bir tek insana bu kadar saadet yetmez mi? Benim arkamdan bu Ateşten Gömlek hiç çıkmayacak, öldükten sonra da, ebediyen taşıyacağım. Fakat ben onu, o ateşi, o ıstırabı seviyorum Ayşe. Senin, sizin ayak ucunuzda bana el kadar yer verin, oracıkta sizi beklerim. (...) Ateşten Gömlek romanı, bu bölüme kadar Peyami’nin tuttuğu günlükler ile anlatılır. Peyami, kafasındaki kurşunun çıkarılması için girdiği ameliyatta ölür. Romanın sonunda iki doktorun diyaloğu yer alır. (Aşağıda iki doktorun konuştuğu bölümü okuyacaksınız.) HÂTİME Cebeci Hastahanesi’nin yolundan inerken iki doktor konuşuyorlardı: - İhtiyat mülâzımı Peyami Efendi’nin evrakındaki isimleri tetkik ettim. - Ne çıktı? - Ayşe isimli bir hemşire hiçbir kolordu seyyarında çalışmamış, İhsan isminde alay kumandanı yok. - Akrabaları yok mu? - Cemal isminde şehit olan bir dayızadesi var. Cemal’in bir de kız kardeşi varmış, fakat kimse ne ismini, ne de ne olduğunu biliyor. O halde? - Kurşunun dimağındaki tesiri. İki doktor çok uzun ve fennî bir münakaşadan sonra beyninden kurşun çıkarken ölen Peyami’nin ATEŞTEN GÖMLEĞİNE çetin ve lâtince bir isim koydular. 15 Nisan 1338 Ankara Halide Edip Adıvar, Ateşten Gömlek (Kısaltılmıştır.) *Metin, yazıldığı dönemin yazım ve noktalama kurallarına sadık kalınarak alınmış, metinde günümüz yazım ve noktalama kurallarına göre değişiklik yapılmamıştır.
  • Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır. 

10. Sınıf Meb Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 185 Cevapları ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.