10. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 199
“10. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 199 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz. 10. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 199 Thomas Samuel Kuhn Klasik bilim anlayışını eleştiren T. S. Kuhn, özellikle klasik bilimin doğ
“10. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 199 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
10. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 199
Thomas Samuel Kuhn Klasik bilim anlayışını eleştiren T. S. Kuhn, özellikle klasik bilimin doğrusal olarak daima ilerleyen bilim anlayışına karşı çıkar. T. S. Kuhn, bilimsel gelişme sürecini açıklarken "paradigma" kavramını kullanır. Paradigma, herhangi bir alanda belli bir dönemde geçerli olan genel kabul anlamına gelmektedir. Örneğin İlk Çağ'da Dünya'nın düz bir tepsi biçiminde olduğu kabul ediliyordu. Gerek yapılan gözlemler gerekse teleskop vb. araçların icadı sonrasında Dünya'nın yuvarlak olduğu ortaya konmuştur. Dünya'nın şekli ile ilgili farklı dönemlerde farklı paradigmalar kabul edilmiştir. T. S. Kuhn, bilimin bir paradigmadan diğerine geçilmesi sonucu ilerlediğini savunur. Belli bir paradigmanın kabul edildiği döneme "olağan bilim dönemi" denir. Bu dönemde paradigma, konuyla ilgili her tür soruya cevap verebilmektedir. Bazı gelişmeler sonucunda paradigmanın sorulara cevap veremediğinde bunalım baş gösterir ve "olağanüstü bilim dönemi" yaşanır. Bu dönemden ancak yeni bir paradigmanın kabulü ile çıkılır. Yeni paradigmanın kabulü kolay değildir çünkü yeni paradigmaya karşı direnç gösterilir. Ancak bir süre sonra konuyla ilgili öne sürülen yeni paradigma kabul edilir. Bilimsel ilerleme, bir paradigmadan diğerine geçilerek gerçekleşmiş olur. T. S. Kuhn'a göre bilimsel bilgi, toplumsal ve tarihsel bağlamda şekillenir. Bilimsel devrimlerin yaşandığı bu süreçler boyunca bilim, farklı yöntemlere ve yaklaşımlara açık olur. Paradigma değişiklikleri, bilimin sınırlarını belirlemeye ve bilimi diğer bilgi türlerinden ayırmaya yardımcı olur. Kari Popper Klasik bilim anlayışının deney ve gözleme dayanarak bilgilerin doğrulanabileceği görüşünü eleştirir. Bilimde bir bilginin doğrulanabilmesi, o bilginin deney ve gözlemle kanıtlanmasına bağlıdır ancak bu kanıtlama zaman ve imkân bakımından mümkün değildir. Örneğin "Bütün kuğular beyazdır." önermesini doğrulamak için şimdiye kadar yaşamış, hâlâ yaşayan ve gelecekte de yaşayacak kuğuların gözlenerek beyaz olduklarının kanıtlanması gerekir ki buna yetecek zaman ve imkân yoktur. O hâlde bilgi, doğrulanamaz ancak yanlışlanabilir. Beyaz olmayan bir kuğu görüldüğünde bilgi yanlışlanacaktır. K. Popper, bilimin dinamik bir süreç olduğunu savunur. Bilimsel bilgi, yanlışlanana kadar geçici olarak doğru kabul edilir. Bu nedenle her zaman yeni gözlemler ve deneylerle sınanmaya açıktır. Bu durum, bilimin dogmatizmden uzak kalmasını ve sürekli olarak kendini yenilemesini sağlar. K. Popper'a göre bilimsel ilerleme, eski teorilerin yanlışlanması ve yerlerine daha kapsamlı ve açıklayıcı yeni teorilerin geçmesiyle gerçekleşir. Yanlışlanabilirlik ilkesi, bilimi diğer bilgi türlerinden ayıran temel bir ölçüttür çünkü bilimsel teoriler, sürekli test edilip yanlışlanma potansiyeli taşır.- Cevap: Bu etkinliğin cevabı diğer sayfadadır. (Bkz. sayfa 200)
10. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 199 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.
😃 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Tam liste ayrı pencerede açılır.
Henüz yorum yok