“10. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 110 Bilim ve Kültür Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

10. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Bilim ve Kültür Yayınları Sayfa 110

Mill'in özgürlük anlayışına göre bireyler başkalarına zarar vermediği sürece her şeyi yapmakta özgürdürler. Toplum, bireylerin başkalarına zarar verecek davranışlarını doğal olarak kısıtlar. Mili düşünce ve ifade özgürlüğü üzerinde özellikle durmuştur. Hegel'e göre özgürlük, insanların keyfi eğilim, arzu ve kaprislerine göre davranmasıyla açıklanamaz. İnsanlar, yaşamlarını akılsal bir şekilde denetleme ve yönlendirme gücüne sahip olurlarsa özgür olurlar. Bu bağlamda bu tarz bir özgürlük, toplumsal yaşama ve kültür yaşamına etkin bir katılımla mümkün olur. Hegel, bireylerin yaşamlarına akılcı bir özellik kazandırmada siyasi hayatla ilgili ödevlerin önemli bir yeri olduğunu söyler. Marks ve Marksist geleneğe göre ise insanların özgür olabilmesi, ekonomik kaynakları kontrol edebilmeleriyle mümkündür. Çünkü ekonomik hayat, insanların seçimlerini belirlemede, anlamlandırmada önemli bir unsurdur. İnsanlar, yaşamlarını etkin bir şekilde kontrol etmek istiyorlarsa siyasi hayata katılmalıdırlar. İktidarın kaynağı nedir? sorusuna çeşitli yanıtlar getirilmiştir. Devlet iktidarına sahip olanların bu hakka nasıl ulaştıkları sorgulanır. İktidarın nasıl meydana geldiği, meşruiyetin kaynağının ne olduğu, iktidarın kaynağının belirlenmesinde yanıtlanması gereken sorulardır. İlk Çağ'ın ve felsefe tarihinin önemli iki filozofu olan-Platon ve onun öğrencisi Aristoteles, iktidarın kaynağını, insanların kendilerini koruma ihtiyacına dayandırarak yanıtlarlar. İnsanlar kendi varlıklarını sürdürmeyi tek başlarına sağlayamazlar. Bu anlamda bir yetkinliğe sahip değildirler. Korunabilmek, beslenmek gibi ihtiyaçlarını karşılamayı başka insanlarla birlikte sağlayabilirler. İktidarın oluşması bu ihtiyaçların karşılanmasıyla ilişkili olarak gerçekleşir. Orta Çağ Hristiyan düşünürü St. Augustinus (Sen Agustinus), devletin kaynağının Tanrı olduğunu savunur. Ona göre iki türlü devlet vardır. Bunlardan ilki "Tanrı devleti", diğeri ise "yeryüzü devletindir. Tanrı devleti, Tanrı'nın kurallarının ve düzeninin egemen olduğu devlettir. Yeryüzü devleti ise kötülüğün, aşırılığın, duyusal hazlarınırı peşinden gidenlerin devletidir. Tarih ona göre bu iki devletin birbiriyle mücadelesi sonucunda oluşmaktadır. Yeryüzü devleti şeytanın isyanı ile başlamış, Astır ve Roma imparatorluklarıyla gelişmiş, bedenin arzuları doğrultusunda yaşayanların oluşturduğu devlettir. Tanrı devletinin yeryüzündeki temsilcisiyse Yahudi halkıyla ortaya çıkan, Hristiyan inançlarıyla ve kurum olarak kilise ile devam eden Hz. İsa'nın krallığıdır. Bu mücadeleyi en sonunda Tanrı devleti kazanacaktır. Asıl iktidarın kaynağı Tanrı'dır. İktidarın kaynağını toplum sözleşmesinde bulan düşünürlerden öne çıkan isimler Thomas Hobbes, John Locke ve Jean-Jacques Rousseau'dur. Bu yaklaşıma göre insanlar varlıklarını devam ettirebilmek için toplum sözleşmesi aracılığıyla haklarını, kendi iradeleriyle ortak bir iradeye devrederler. İktidar bu sayede egemenliğini sağlar. İdeal bir devlet düzeni olabilir mi? İnsanlar yaşamlarında mutlu, güvenli, sağlıklı olmak gibi çeşitli istekleri gerçek kılmak isterler. Bunu elde etme yollarından biri de isteklerini gerçekleştirebilecekleri siyasal bir düzendir. İnsanlar yaşadıkları sorunların birçoğunun toplumsal yaşamdan kaynaklandığını, bunlar giderilirse daha iyi bir yaşam süreceklerini düşünürler. İnsanlar toplumsal yaşamda karşılaştıkları sorunları, haksızlı
  • Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.

10. Sınıf Bilim ve Kültür Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 110 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.